SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018

SUS BAKALIM


 
   







            
    Bazen biri hakkında “öf ne çok konuşuyor” diye düşündüğümüz olmuştur. Belki de birileri bizim hakkımızda böyle söylemektedir! “Çok konuşan” “”boş konuşan”  biri olmak pek makbul değildir, az lafla çok şey söylemek, sessiz olmak, sakin olmak övülür kültürümüzde.  
    Fena bir fikir değil belki ama sadece “boş” konuşulduğunda değil, duymak istemediğimiz şeyler olduğunda da  “çok konuşulduğunu” iddia ederiz. Çocuklarımıza en çok verdiğimiz komutlardan biri de,  “sus bakalım” komutudur. Günlük, sıradan olaylar için değil sadece, önemli ve travmatik olaylar için de susarız biz toplumca. Özellikle, aile içi şiddet, ensest ya da yüz kızartıcı olaylar, yok sayılmaya çalışılır. “Kol kırılır, yen içinde kalır” deyişi bunu öğütler. 
    Konuşarak kendini ifade edemeyen, korkusunu, üzüntüsünü, acısını içinden atamayan,  söyleşe söyleşe anlaşamayan insan ne yapacak peki? Sözler, düşünceler, duygular bedende birikecek. Öfke, üzüntü, hayal kırıklığı depolanacak. Sonra bir gün depo patlayacak. Hep “yanlış anlaşılacak” şeyler yapacak. Gücü kime yetiyorsa, eşi, çocukları ya da çalışanlarına zulüm edecek. Zulüm, sadece fiziksel değildir, onları aşağılayarak, onlara güvenmeyerek, onları görmezden gelerek ya da hep suçlayarak kendi varlığını hissetmek isteyecek.
    İşte bu yüzden, bıkmadan usanmadan yazacağım: Çocuklarınızı susturmayın! Öfkelerini ciddiye alın! Kızdıkları, üzüldükleri şey size önemsiz gelebilir, onun için ne önemi olduğunu anlamaya çalışın! Ciddiye alınan insanlar, hatalarını da görebilirler, kendilerini değiştirmeye çalışabilirler ama baskı ile ya da görmezden gelinerek hiçbir olumsuzluğun düzeldiği görülmemiştir. Ağzımız sussa da, bedenimiz konuşur, hastalıklar, sakarlıklar, yaralanmalar yoluyla kendini ortaya koyar! 
    Çocuklarınızı “analar hem sever hem döver” diye büyütmeyin! Çocuğun kafasında bu yaklaşımın anlamı şudur: “Sen sadece sevilecek kadar iyi değilsin, ara sıra dövülerek kendine gelmen gerekiyor.“ İşte bu, çocuğunuzu kendine güvensiz yapar! Onları hep eleştirerek büyüttüğünüzde, tüm başarılarına rağmen kendinden bir türlü emin olamayan yetişkinler olarak yaşarlar.
    Sevgili anne babalar, ağabeyler, ablalar, akrabalar, komşular, kısaca tüm “büyükler”, çocuklarınızı incitmeyin, aşağılamayın!  “Senden adam olmaz” demeyin, “bir daha deneyebilirsin” deyin. “Buna mı kızdın, amma da abartıyorsun” demeyin, “demek çok öfkelendin, hadi bir daha anlat bana neler olduğunu” deyin, dinleyin, duygularından dolayı onu suçlamayın!
    Bir çocuk o kadar az şey ister ki! Pahalı oyuncaklar, marka giysiler, lüks çocuk odası eşyaları ya da bilgisayarlar, özel okullarda okumak; hayır, bunları çocuklar değil, büyük-ler istiyor! Bir çocuk, özgürce koşup oynamak, sevgi ve güven içinde büyümek ister. Değerli ve önemli olduğunu hissetmek ister. Siz ona bunu sağlayın, gerisini o halleder.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 543