SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • TRAFİK KAZALARININ ARDINDAN...

TRAFİK KAZALARININ ARDINDAN...


Son günlerde çok sayıda üzücü, yaralanmalı, ölümlü trafik kazaları yaşadık ilçemizde. Kimi zaman insan hatasıyla,  kimi zaman diğer etkenlerin sonucu, genç-yaşlı yaralılar, yaşamını yitirenler oldu. Kayıpların acısı, tanısak da tanımasak da hepimizin yüreğini yaktı. 
Böyle zorlu, beklenmedik yaşam olayları, aile için bir travmadır. Genel anlamıyla tanımlayacak olursak, travma, yaşamımız için, vücudun bütünlüğü için, sevdiklerimiz için, yaşam ve değer sistemlerimiz için, ciddi bir biçimde tehdit içeren olağan dışı her türlü olaydır. 
Bir kaza, bir hastalık, ani bir ölüm, deprem, savaş, cinsel taciz, şiddet, ekonomik yaşamdaki değişimler gibi yaşamdaki türlü olaylar, bizi travmatize edebilir. Travma, insanın yaşadığı dünyaya olan inancının sarsılması, artık kendini güvende hissedememesi durumudur. Beklenmedik bir anda ve bizi çaresiz bırakan, müdahale edemediğimiz durumlar karşısında öfke, umutsuzluk, üzüntü, hayal kırıklığı gibi duygulara kapılırız. Yaşamımızın doğal akışı bozulur, her zamankinden daha olumsuz davranırız. Bilmemiz gerekir ki, bu tür ruhsal sorunlar  “olağanüstü bir duruma verilen olağan, anlaşılabilir tepkiler”dir, yani kişilerin güçsüzlüğünden, yetersizliğinden kaynaklanmaz. 
Bazı travmatik olaylar ailenin tümünü etkilerken, bazıları sadece bir kişiyi etkilemiş olabilir. Her iki durumda da ailenin onarıcı gücünden yararlanmak gerekir. Acı çeken, korku ve kaygı içinde olan insanlar, güvendikleri yakın buldukları kişilerle duygularını paylaşırlarsa, travmanın etkisi ve kalıcılığı  azalır. Aile üyeleri kendi aralarında,  yaşadıkları korkuları, kaygıları, sıkıntıları açık yüreklilikle paylaşabilmelidirler. Özellikle çocukları duygularını paylaşmaya teşvik etmeli ve kendi duygularını da çocuklara açıklamalıdırlar. Duygular açığa çıkarılırsa, olanlar hakkında kendini suçlayan ya da diğerlerine öfke duyan aile bireylerinin duygularıyla başetmelerine yardım edilebilir ve olanların kişilerin kendi hataları olmadığını görmeleri sağlanabilir. Yanlış anlamalar ve hatalı değerlendirmeler ortadan kaldırılabilir.
Yaşanılan olayın, üzüntünün, acının üstünü örtmeyin. Çocukları ortamdan tamamen uzaklaştırmak da iyi değildir, 6 yaşından büyükse, kendisine de sorarak, cenaze törenlerine katılmasına izin verin. Ama çocuğu hiçbir şeye zorlamayın. 
Felaketlerin ardından üzüntü, yas duygularının yaşanması, içe atılmaması çok önemlidir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte, olaydan 3-6 ay sonrasına kadar gösterilen olumsuz tepkiler, normal çerçevede değerlendi-rilebilir. Bu aşamadan sonra süregiden zorlanmalar varsa, psikolojik destek almak gerekebilir. Aile, kendimizi en güvende hissettiğimiz yerlerden biridir. Zorlu durumlar karşısında birbirinize duygularınızı açın. Çünkü duygularını ifade etmeyi öğrenerek büyüyen çocuklar, yetişkinliklerinde yaşam kalitelerini daha iyi korurlar.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 645