SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 22.08.2018

Utanmadan Yaşayabilmek



Hatasız insan olmaz, hepimiz söyleriz bunu. Başkalarını teselli ederiz, ” insansın sen de, bu kadar dert etme” deriz ama kendimiz hata yapınca yine de utanır, kendimizi suçlarız. Sanki mümkünmüş gibi, hatasız yaşayabilmeyi hayal ederiz. Utanç, ağır bir duygudur, taşıması zor, tesellisi güç. “Utançtan yerin dibine girmek” diye bir deyimimiz var, ne kadar zorlayıcı bir yaşantı olduğunu çok güzel özetler.

                Nerden öğreniriz utanmayı? Nelerden, kimlerden utanmamız gerektiğine nasıl karar veririz? “Ayıp” sözcüğünü ilk olarak kaç yaşında duymuş olabilirsiniz? “Ar damarı çatlamış”  kimlere denir? “Hiç mi utanmıyorsun” diye kim suçladı sizi? “Sakın bizi utandırma” diye kim tembihledi?

                Yaptığımız kimi hataların, yaşamı öğrenme çabalarının, yeterliliklerimizi artırma ve kendimizi kanıtlama arzularımızın ayıp, günah, suç olduğunu algılayarak büyüyoruz ne yazık ki. Masum meraklarımız, şaka yapma çabalarımız, ilginç olma ihtiyacımız sabırla, esneklikle, hoşgörüyle karşılanmadı. Daha üç-dört yaşlarındayken, doğal olarak kendi cinsiyetinizin farkına varma amacıyla vücudunuzu keşfetme ihtiyacınız, mesela vücut bölgelerinizle oynamanız “sapıkça” davranıyormuşsunuz gibi öyle bir telaşla karşılandı ki, utanç hissetmeye zorlandınız. 13 yaşında bir kız iken bir erkek arkadaşınızın sizden hoşlanması ya da sizin bunu hissetmeniz, namusun elden gideceğiyle ilişkilendirildi. Annenize, babanıza ya da  öğretmeninize bir eleştiri getirir ya da en basitinden bir şaka yapmaya kalkarsanız utanmaz bir evlat olurdunuz. Yaşamınız boyunca yapmanız gereken, ebeveynlerinize layık olmaktı. Eğer bunu başaramıyorsanız suçluydunuz, utanmalıydınız. 

                Utanç ve suçluluk, kişilik gelişiminde çocuğun en temeldeki var olma ihtiyacını tehdit eden, yetişkin bir insanken bile kendinden kuşkuya düşüren, çok zorlayıcı duygulardır. Utanç duymak da, her duygu gibi kıymetlidir. Çocuklarımız hiç “utanmadan”  büyüsün, bunu sağlayın demiyoruz ama yoğun olarak yaşanınca benliğimizi zedeler, bizi suçluluğa ve bununla baş etmek için de öfkeyle davranmaya iter.  Çocuklarınızın davranış eğitimi sırasında zaman zaman çatışma yaşayabilir ya da kuralları benimsetmekte zorlanabilirsiniz. Ama sakın onları suçlayarak eğitmeye kalkmayın. Sınırlar koymaya, net ve açık olmaya çalışın ama şefkatinizi az tutmayın, hoşgörünün, sabrın, anlayışın sorunlarını çözemeyeceği hiçbir çocuk yoktur. Çünkü çocuklar yaşama bizim elimizle tutunur, bizim aracılığımızla beceri kazanır, algıları bizim sağladığımız çerçevede gelişir.

                Çocuklarınızı utandırmayın. Bazen onlar sizi utandırabilirler, evet bu olabilir ama kaç yaşında olurlarsa olsunlar, her zaman sizin şefkatinize ihtiyaç duyduklarını unutmayın. Onları her halleriyle sevmek için, dünyaya siz getirdiniz, bunu hatırlayın.

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 109