SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 16.12.2018

UYUMADAN ÖNCE DANS...


     Çalışan anne babalarda hep bir kaygı gözleriz: Acaba çocuğumu ihmal ediyor muyum? Anneler, “çalışmasam daha mı iyi” diye düşünürler. Bu sorulara cevabımızı, bu hafta Doç. Dr. Şebnem Soysal`ın kaleminden alıyoruz: 
“Çevremizdeki hemen herkes zamansızlıktan yakınır. Gün yirmi dört değil yirmi sekiz saat bile olsa bize yetmez. Çünkü zamanın artırılması bizim yaşam planımızı değiştirmez. Önceliklerimiz, yapılacaklar ve yetiştirilmesi gerekenler arasında hayatımız akıp gider. Bu akış içerisinde sahiden sevdiklerimizle yeterince vakit geçirip geçiremediğimizi ise kayıplar yaşadığımızda düşünürüz. 
Çalışmak zamansızlık ve sevdiklerimizden ayrı düşmek anlamına geliyorsa tempomuzu gözden geçirme zamanı gelmiştir. Genellikle bu konuda bizi uyaran çocuklarımız olur. 
“Babam eve çok geç gelir. Geldiğinde çok yorgundur. Yemeğini yer ve televizyon izler. Oyun oynamaz. Konuşmaz.”
“Annem eve geldiğinde kendini ev işlerine verir. Ortalığı toplar, yemek yapar. Sonra da yetiştiremediği işlerini yapar.”
   Çocuk gözü iyi bir terazidir. Kendi ihtiyaç ve isteklerini öne çıkararak ebeveyninden beklediklerini fısıldar, bazen haykırır. Okulda sessiz sakin ve uyumlu olan oğlumuz ya da kızımız evde mızmız, haylaz ve söz dinlemiyorsa birlikte geçirilen vakitlerde ancak bu davranışları sergilediğinde kendine yer ediniyor olabilir. Çocuklar yelkovan, anne-babalar akrep şeklinde geçirilen zamanlar ne kadar da yorucudur. 
Anne-babanın çalışması sadece maddi ihtiyaçların karşılanmasını sağladığı müddetçe çocuk için bir anlam ifade etmez. Meşguliyetleri sadece şeklen öğrenen çocuk okul yaşantısında ya da ilişkilerinde bizden kopyaladığı davranışları sergiler. Sürekli çalışan, çok çalıştığı halde işlerini bitiremeyen, sürekli eve ya da tatile iş götüren bizler çocuklarımıza yaşama dair nasıl mesajlar veriyoruz dersiniz…
Hepimiz “kaliteli zaman geçirmeli” diye birbirimize öğütler veririz. Burada “kaliteyi” belirleyen şey samimiyet ve güvendir. Zaman doldurmak, -mış gibi davranmak çocukları huzursuz eder. Değerli hissetmediklerinde de bildikleri bütün davranışsal zorlukları sergileyerek o anları tüm aile için içinden çıkılamaz hale dönüştürebilirler. Bu istenmedik durumları yaşamamak için yaptığımız işlere çocuklarımızı dâhil etmek yeterlidir. Haftada bir gün televizyondan, bilgisayardan ve sosyal medyadan uzak kalarak hep birlikte oynana oyunlar, yapılan yürüyüşler, pişirilen kek ya da kurabiyeler öyle özeldir ki. Akşam yatmadan öncesinde beş dakikalık dansların, uyku öncesi sohbetlerin yerini ne tutabilir ki.
Çocuklarımız bizden yaşama üslubunu öğrenirler. Hayatın anlamı inşa ettikleri dönemlerde çalışmanın iletişimsizlik olmadığını öğretmek, çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel armağandır. 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 783