SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018

YAŞASIN OKULLAR AÇILIYOR!


 Okulların yarı yıl tatili bitiyor. 8 şubat pazartesi günü yeni bir eğitim-öğretim dönemine başlanacak. Okulu özleyenler, birazcık özleyenler, hiç özlemeyenler okullarda buluşacak.
Acaba bu” okulu özleyenler” arasında, öğretmenler ne orandadır diye düşünüyorum, istekle, sevinçle okula giden öğretmenler mi fazla, yine okullar açıldı diye yakınanlar mı?
Tatil başladığında facebook sayfalarında, bazı  öğretmenlerin öğrenci karnelerine yazdığı değerlendirme notları  okunmaya başlandı: “sen bi daha gelme istersen, maça gittiğinin yarısı kadar  okulda olsaydın keşke, Allah ıslah etsin, oğlunuzu sanayiye verin gitsin…” bunun gibi aşağılama cümleleri, dönem sonu değerlendirme diye yazılmıştı karnelere. 
Bunlar gerçek mi diye  iyice bakındım fotoğraflara. İnanmak istemedim. Öğrencisine bu kadar uzaklaşan ve mesleğine böyle yabancılaşan öğretmenlerimizin olmasına üzüldüm.  
Elbette farklı öğretmenler de vardı, o fotoğraflardan biri, öğrencilerinin gözlemlediği olumlu özelliklerini şiir olarak karnelerine yazan, her birine farklı dörtlükler oluşturmak için çaba harcayan bir öğretmeni de haber veriyordu. Mesleğine bağlı, öğrencilerini ciddiye alan pek çok başka öğretmen gibi.
Ben, öğretmenlerin bir kısmının bile olsa, yaptıkları işe isteksiz, umutsuz hale gelmiş olmalarına üzülüyorum. Okula özleyerek, koşarak gelemezse öğretmen, öğrencilerine nasıl sabırlı olacak, onların sorunlu davranışlarına na-sıl tahammül edecek, nasıl sağ-lıklı yetişmelerine yardım edecek?
Elbette bu, “öğretmenlerin hatası” değil. Bu bir sürecin sonucu. Ama çözüm nerde?
Bence çözüm sadece öğretmenlerde! Kendi sorunlarına sahip çıkacaklar. Siyaset yapacaklar yani. Kendi dillerinde elbet; sendikalaşarak, meslek örgütleri kurarak, veli örgütleriyle işbirliği yaparak razı olmadıkları gidişe dur diyecekler. 
Ülkede bu kadar şey olup bitiyor, eğitim hayatı sürekli değişiyor, öğretmen ve öğrencilerin olanakları, hakları geriye gidiyor, atanamayan öğretmenler ve öğretmensiz okullar komedisi devam ediyor ama bu kadar çok sayıda olan öğretmenler bir araya gelip irade gösteremiyor! 
Geçen haftalarda Doğu Anadolu illerimizden birinde, kız çocuklarının okullaşmasıyla ilgili bir çalışmadaydım. Beni eğitim salonuna götüren taksi şoförü dedi ki, “hocam biraz önce de bir köy öğretmenimizi götürdüm, ağlıyordu.  4. Sınıfı bitiren 5 kız öğrencisini babaları kocaya vermiş. Mecburi   okul senesinin  azalmasından oluyor hocam, öğretmen çok üzülmüştü.”
Bu öğretmenimiz niye orada çaresizce, yalnızca ağlayabiliyor? Niye öğretmenler okullar açıldı diye sevinemiyor? Niye çocukların karnesine bıkkın, suçlayıcı, yargılayıcı ifadelerle görüş bildiriliyor? Niye öğretmenler mesleklerinin kendilerine verdiği yetkiyle, güçle ve en önemlisi pedagojik sorumlulukla “hayır” diyemiyor eğitim sistemindeki bozukluklara?
Tarih, bunun hesabını en çok öğretmen örgütlerinden soracak diye düşünüyorum. Umudum ise,  kendi sorumluluklarının farkında olan ve öğrencilerine kendi değerlerinin farkına varmaları için şiirler yazan Hüseyin öğretmenlerde…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 435