SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 14.08.2018

KÖMÜR OCAKLARI


  

                                                       

   Öncelikle, ülkemizin yaşadığı Soma felaketinde hayatlarını kaybeden işçi kardeşlerimize Allah`tan rahmet diliyorum. Bu olaydan sonra çalışma koşullarına daha fazla özen gösterileceğini umuyorum.

   1974 senesinde, kimya mühendisi stajyer öğrencisi olarak gittiğim Zonguldak`da, kömür ocakları ve ocak işçileri ile tanıştım. O yıllarda devlet, mühendislik okuyan öğrencilerine kamu kuruluşlarında maaşlı staj çalışması yaptırıyordu. Dördüncü sınıf öğrencisi üç arkadaş, okulumuzdaki kura çekiminden sonra Zonguldak Kok Fabrikası`nın yolunu tutmuştuk.

   Ocaklardan çıkmış, başında baret, omuzunda kazma, yüzünün siyahı içerisinde parlayan gözlerle yürüyen insanları gördüğümüzde çok şaşırmıştık. Yorgun ayaklarla evlerinin yolunu tuttukları çok kolay anlaşılıyordu.

   Çalıştığımız kok fabrikası, toz kömürü, havasız ortamda, dış kısımdan 1300 santigrat dereceye ısıtarak kok dediğimiz kömürü elde ediyordu. Fabrika sahası oldukça tozluydu. Her gün saat 16 30 da sıcak duşumuzu aldıktan sonra çıkmak üzere hazırlanırdık. Akşamları yatakhanelere girmeden önce çoraplarımızı yıkar, bahçe içerisinde uygun yerlere asardık. Bu yıkama işinde, musluk altına tuttuğumuz çoraptan simsiyah su akardı. Zaten yaptığımız şey, duru su akana kadar çorabı musluk altında tutmaktı.

   İlk zamanlar, stajyer mühendis adayları, işçi pavyonlarında(işçilerin kaldığı yer) 40-50 kişilik odalarda ocak işçileri ile birlikte kaldık. Ocak işçilerinin öksürük ve hırıltısı nedeniyle, İlk 2 gün, uyumakta büyük güçlük yaşamıştık.

   O yıllarda, 3 ay çalışan ocak işçisine 3 ay izin verilerek hava değişimi için evlerine gönderilirdi. Böylece hastalıktan korunmaya çalışılırdı.

   Kömür işletmesinde çalışan ocak işçisi, yer üstünde çalışan arkadaşlarına göre yaklaşık 3 kat daha fazla ücret alırdı. 40 yıl önce herkes, bu durumu çok normal karşılardı.

   Maaşın yüksek olmasının nedenlerinden birisi göçük ölümleri, ötekisi ise yaşasa dahi ömrünü hastalıklı bir insan olarak tamamlama haliydi.

   Çok solunan kömür tozları, akciğerde iyileşmeyen bir yara oluşturuyor. Bu hastalığa ocak hastalığı(antrakozis) deniyor. Kanser için ilaç kullanmak mümkün olmasına rağmen, ocak hastalığının ilaç tedavisi yok. Yara giderek genişliyor. Vücut zayıflıyor ve hasta kaybediliyor. Ocak işçisini erken dönemde ocak kazaları, geç dönemde ise ocak hastalığı bekliyor.

   40 Yıl önce bu kötü kadere razı olanlar, daha fazla maaş ve hava değişimi izinleri ile korunmaya çalışılırdı.

   Bu gün öğreniyorum ki! Soma`daki ocak işçisi 1200 lira maaşa çalışıyor. Yer altındaki ölüm tehlikesinin ve muhtemel ocak hastalığının aylık faturası 1200 lira. 40 yıllık süre içerisinde bizim ocak işçilerinin durumu daha da kötüleşmiş görünüyor.

   Ocaklarda emniyet tedbirlerini artırmak yanında, ocak işçisi için asgari ücret yükseltmesi yapılması da çok önemli bir konudur. İşsizlik oldukça, ocak işçisinin en büyük sahibi devlet olmalıdır. Bu alandaki çalışma koşullarının dünü, bu günü, Dünya`daki çalışma standardı yeniden gözden geçirilmelidir.  

                                                                                                              

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1119