SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.04.2018

Ekmek Kavgası


  Yaşadığımız ortamda, babadan ve dededen kalma mülkün üzerinde sefa sürenler veya öyle olduğunu sananlar olduğu gibi kendi mücadelesini vererek geçimini sağlayanlar vardır.
  “Yokuşta akıtılmayan ter inişte gözyaşı olur.” Hayatımızın çalışılması gereken dönemini yatarak geçirenler ve hazırı tüketenleri, kuvvetin giderek azaldığı geç dönemde gözyaşının beklemesinden daha doğal ne olabilir. 
  “Hayatım hep çalışarak geçti” diyenlerin yanında “hiç çalışmadan hep satarak bu yaşa geldim” diyenlerden çok sayıda tanıdığım var. Tembellik edenleri ömürlerinin geç döneminde hüzün bekliyor. Çalışkan olarak ismini babamdan duyduklarımdan birisi de Kızılcık Köyü`nden Cabir Kurtuluş, bakın ne diyor.
  “Gençlik yıllarında çok çalıştık. Şimdi de çalışıyorum ama şu sağ dizimin yan tarafında hafif bir ağrı var. Eee yaş da 91 oldu.” Bunu söyleyen Cabir amca, içinde bulunduğumuz Ocak ayı içerisinde, kazak üzerine giydiği ceketle delikanlı gibi dolaşıyor Karasu sokaklarında. Gençlik yıllarını çalışarak geçirmenin karşılığı sağlıklı uzun ömür olarak sunulmuş gibi kendine.
  Rahmetli amcam da bu konuda şöyle derdi. “Bizler geçinmek için tarla bahçe çalışırken, Ağaçların gölgesinde oturarak çaylarını ve kahvelerini yudumlayan ağalar, beyler vardı. Onların daha uzun yaşayacağını ve bizim erken ihtiyarlayacağımızı düşünürdük. Neredeyse tamamı 50-60 yaşlarında öldüler. Çalışarak ömrümüzü tükettiğimizi düşünürken Allah bize çok uzun ömür verdi.” Çok çalışkan olan amcam, 100 yaşın üstündeydi. Ömrünün son dönemine kadar ağzının tadı yerinde olarak yaşadı.
  Kış dönemi içerisinde yapılacak en iyi işlerden birisi de ağaç dikmek. Kazmanın ele alınması, küreğin tutulması, yeşerecek yeni bir fidanın habercisi gibidir. Yeşeren her fidan yeni bir hayattır. Ona emek verenlere ise muhtemel uzun ömür görünüyor.
  “Antrenman olsun diye ellerini kollarını havalara sallayanları anlamıyorum. Allahın kendilerine verdiği kuvvetin ebedi olacağını düşünüyorlar ve kuvvetlerini boşa harcıyorlar. Hiçbir iş bilmiyorsan bir fidan da mı bulamıyorsun. Ağaç dik. Kendine ve çevrene bir faydan olsun. Antrenman mı ne ise o da olsun.” Bu söz de babama ait. 
  Dikili bir ağacım bile yok diyenlere, ekmek kavgası içerisinde ne yapacağını bilemeyenlere, yarına daha bir umutla bakmak istiyorum hayali içerisinde olanlara, yarınımı nasıl garanti altına alırım diye düşünenlere, işte büyük müjde. Ağaç dikin. Ekmek kavganızı ağaç dikerek verin.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1193