SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 22.04.2018

HA­CA­MAT


  Mevsimi olduğu için, önümdeki masanın üzerindeki tabakta kiraz vardı. Doğal olarak, yanıma gelen arkadaşlara da bu kirazdan ikramda bulundum. Bir dostum, “hacamat” olacağı gerekçesi ile ikramı kabul etmedi. “Hacamat” olacak kişi kiraz yemez” diyerek mazeretini belitti. Konuya açıklık getirebilirsem ne mutlu bana. 
  Hacamat olayında kafa kullanılacak ise saç kazınıyor; ardından cam veya keskin bir alet ile deri, kan çıkacak şekilde kesili-yor. Böylece vücuttaki pis kanın alındığı söyleniyor. Kesilen yerin durumuna göre eğer az kan gelirse “sende pis kan az var” deniyor. Eğer kanama çok olursa ki! Vakum işlemi ile kan akışı artırılmaya çalışılıyor; Bu durumda vatandaş, bütün pis kanı alınmış kandırmacısı ile gönderiliyor. 
  Vücudumuzda dolaşan kan, oksijence zengin ise temiz, oksijeni azalmış ise kirli kan olarak isimlendirilir. “Pis kan” deyimi sünnetçi yolda yürüyen hacamatçı tarafından türetilmiş.
  Tıp biliminin gelişmediği dönemde yaşayan peygamberimizin, bazı rahatsızlıklarında o dönemde kullanılan yöntemler-den faydalanması normaldir. Bunlardan birisi de ağrı olan bölgeden kan akıtmaktır. Böylece, muhtemel bir dolaşım bozukluğu nedeniyle oluşan ağrılarda o bölge hafifçe kesilerek kılcal damarlardan kan akıtılması sorunun çözümüne katkı sağlayabilir. Peygamberimiz de bir insandı ve o dönemde uygulanan tedavilerden faydalanmıştır.
  Çok iyi hatırlıyorum; Kapımızda, güzel bir koyun sürümüz vardı. Koyunlardan iştahsız ve rahatsız olduğu düşünülenlere uygula-nan tedavi yöntemi şöyleydi. Yakalanan koyunun kulağından küçük bir parça kesilerek koparılır veya kulak dikey olarak yarılırdı. Fışkıran kan ile serbest bırakılan koyun harmanda en az üç tur attıktan sonra dururdu. Tedaviyi uygulayanlar da sonuç hakkında görüşlerini açıklarlardı. “Görüyorsunuz hayvan nasıl da canlandı. Çok geçmeden yemeye de başlar. Bu iş burada bitmiştir.”  
  Kan vermenin sağlığımız açısından fayda-lı olduğu bilgisi doğrudur. Vücut ihtiyacı kadar kanı yeniden yaparak dengeyi sağla-maktadır. Defalarca kan verdim. Hepsinde de hafiflediğimi hissettim. Üstelik bu şekil-de verilen kan, ihtiyaç sahiplerinde kullanıldığı için, sünnet olmasa da sevaptır.
  Bu gün kan vermek isteyen birisi doktor ve hemşire nezaretinde uygun koşullarda gereğini yaptırır. Üstelik sağlıklı olup olmadığını da öğrenebilir. Kan durumu yetersiz ise bu işlem uygulanmaz.
  “Ben bir sünneti daha yerine getireceğim” veya “bu sünneti birkaç defa uygulamak sevabımı artıracak” diyerek durup dururken böyle bir yola girmenin mantığı ne olabilir?
  Diş bakımına önem veren peygamberimiz, çok lifli sivak ağacından yapılma misvak kullanmıştır. Bu gün onun yerine geliştirilmiş diş macunları ve diş fırçaları mevcuttur. 
  Dün ulaşım aracı olarak kullanılan deve yerine, bugün otomobilleri kullanıyoruz.
  Bu gün, adını sünnet koyarak, köhne bir apartmanın bodrum katında, mikroplu ortamda kafasını çizdirenlerin, omzunu kestirenlerin bir de bunu Müslümanlık adına yaptırmalarını anlamak mümkün değildir.  
  Sevgili Hacamatçılar, Eğer bu işlem gerçekten çok önemli ise neden uydurma adamların elinde, bodrum katları yerine, tertemiz hastane ortamında uygulanmıyor?  
  Bu gün de koyunların kulakları kesiliyor. Ancak buna koyunlar karar vermiyor. Define arar gibi pis kan bulmaya çalışan sözüm ona “uzman”  kişi sizi sakat bırakmadan aklınızı başınıza alın. 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 867