SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.10.2018

Karneye doğru


   Cuma günü, ilköğretim ve lise öğrencilerinin karne günüdür. İki haftalık yarıyıl tatili de böylelikle başlamış olacak. Doğal olarak, karnedeki zayıflarla hem çocuklarda hem de aile ortamı içerisinde bazı olumsuzlukların yaşanmasını beklemek normal bir durumdur.
  Ergenlik dönemi ve gençlik döneminin başlangıcını yaşayan öğrencilerin, büyüme sürecine bağlı sorunları yanında, dersleri ile de verdikleri uğraşta, olumsuzluk yaşaması, bu sürecin doğal bir parçasıdır. 
  Mevcut bir başarısızlık varsa, bu durumu aile içerisinde krize çevirmenin, yararından çok zararı olabilir. Korku üzerinden değil, sevgi ve duygusallık kullanılarak çözüm üretmek, daha doğru bir yoldur.
  “Benim için mi okuyorsun? Ne halin varsa gör. Akılsız başın cezasını ayaklar çeker. Ne istedin de almadım. Telefonun bile en iyisini aldım. Arkadaşların yanında mahcup olmanı istemedim. Gerisini sen bilirsin” söylemi de durumu kurtarmaz.
  “Boş ver gel üzülme, biz de zayıf aldık. Daha okul bitmedi, ikinci yarı kurtarırsın. Bu tatilde biz keyfimize bakalım. Nereye gidebiliriz. Benden ne istiyorsun onu söyle, benim çocuğumu hiç kimse üzemez” demek ise sorundan tamamen uzaklaşmak demektir.
  Allah`ın hepimizi farklı yeteneklerle yarattığını bilerek, bu özellikleri kullanacak süreci yakalamak, işin esasını oluşturuyor. Bunu için ise birkaç sihirli kelime var.
  “çalışmak, çalışkan olmak” iyi sonuç için kesinlikle gerekli. Tembellik, uyuşukluk, çok uyumak, sadece hastaların işidir.  
  Çalışma alışkanlığını kurmak için bir yerden başlamak gerekiyor. Ardından, ikinci sihirli kelime “süreklilik” geliyor. Az da olsa düzenli olarak yapılan çalışma, iyi bir alışkanlığa açılan kapıdır. Kısa süreli olarak kurulan çalışma alışkanlığını artırmak ise daha kolay olacaktır. Her gün 10 dakika fazla çalışarak, altı günde bir saat daha fazla çalışma sağlamak mümkündür. Bu düzenin kalıcı olması için sürekliliği bozmamak gerekiyor.
  “Direnç” kelimesi de sonuç üzerinde oldukça etkilidir. Çok basit zorlukları büyüterek, çalışma alışkanlığı bozulmamalıdır. Başarmak için biraz da direnmek gerekiyor. Direnci bozan kelimeler, “şimdi olmaz, uykum var, bıktım, bu kadar yeter, yoruldum.”
  Ergenlik ve gençlik dönemi içerisine, çalışma alışkanlığını yerleştirmek, hayatı daha kaliteli ve daha dolu yaşamak demektir. 
  Hem bireyler hem de ülkeler arasındaki büyük yarıştan, var olma mücadelesinden, haberdar olmak için geç kalmak, en büyük zarardır. 
  M. Kemal Atatürk diyor ki!
  “Çalışmadan, yorulmadan, rahat yaşamanın yollarını arayan uluslar, önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra da geleceklerini kaybederler.”
            
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1047