SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.08.2018

NAZAR DEĞDİ


  Darıçayır`ı Çimento Fabrikası kurulumunu gerçekleştirmek isteyen firma yetkilileri hiç de iyi niyetli olmayan bir yol izleyerek, kendi adlarına çok büyük aşamaları geçtiler.
  Ahlaki olmayan yolun birinci aşamasında, belde içerisindeki bazı vatandaşların yerleri, daha istimlâk ve satın alma aşamasına gelinmeden(ÇED değerlendirmesi yapılmadan) satın alındı. Bu vatandaşlar, yerlerini değerinden biraz daha fazlasına satarak, kendi adlarına kar ettikleri için, iyi bir iş gördüklerini düşündüler. Bu işlem yapılırken “Bakın yerlerinize değerinden daha çok ödeme yapıyoruz; siz de buna karşılık bizlere her alanda yardımcı olacaksınız” sözü alındı. Bu sonuçtan, alan da satan da memnundu.
  Firma yetkilileri satın aldıkları arazinin fabrika için yeterli olduğunu söyleyerek işin gerçek boyutunu bu vatandaşlarımızdan gizlediler. 2000 dönümlük arazi kullanımı, 200 dönümden daha az gösterildi. Hâlbuki satın alınan küçük araziler ile çimentonun mayası atılmıştı. Arazi ölçümleri yapıldığında, işin gerçek boyutu da ortaya çıkmaya başladı. İlk karşı duruş da bu yüzden oldu.
  Yer satın alma aşamasında yardım sözü verenler bu sözlerini tutmak zorundaydılar. Öyle ya! Söz çok önemliydi. Kendi basit menfaatleri için, vatandaşa bilge kişi edasıyla, bilmedikleri bir konunun reklâmını yapmanın ise hiç önemi yoktu.
  Karasu`ya kömür termik santrali kurulumunda ismi geçenlerin ve çevreci olarak adlandırılan hiç kimsenin dinlenmemesi için yoğun bir çalışma yapıldı. Para alınırken verilen söz çok güzel iş görüyordu. Neredeyse, hiç kimsenin haberi olmadan baca tüttürülecekti.
  Darıçayırı`nda görüşme zorluğu oluşunca, Karasu`da Darıçayırı`nın ileri gelenlerini ve vatandaşı davet ettiğimiz toplantıya da Darıçayır`lıdan çok az katılım sağladık. Önceden verilen destek sözü gözleri kör, kulakları sağır yapmıştı. Bu tam da kızı veren ailenin ikinci bir görücü kabul etmemesine benziyordu.
  Sonra, yer satıp söz vermeyen, akıllı ve yürekli bir Darıçayır`lı Yılmaz Albayrak çıktı ortaya, çimento ile gelen bu kirli oyunun üzerine gitti. Zor bir yargılama sürecinin ilk aşamasında, İdare Mahkemesi, kararını bilirkişi raporlarına dayandırarak veriyordu. Sakarya ve Düzce Üniversitesi`nin profesörleri bir sürü nedenle, Çimento Fabrikası yerinin doğru olmadığı raporunu vermişti. 
  Şimdi şu işe bir bakar mısınız; Darıçayır`ında hiç yeri olmayan mahkeme heyeti, çimento defterini kapatıyor. Öyle ya! Onların da bayırda bir yeri olsa, onlarda söz verselerdi; Bütün iş tamamdı.
  Yok! Yok! Bu işe nazar değdi. Darıçayırı`na gelecek olan NUR nasıl başka yere gönderilebilir. Doktorun iyileştiremediği hastayı ne yapıyoruz? Hocaya okutuyoruz. 
  Çimentoya, hâkimin verdiği karar değil, kem gözden gelen nazar değdi. Eeee! Destek sözü verenlerin sözü de çok önemli! Bu söz nasıl tutulacak? Nefesi Kuvvetli üç hoca bulunup, satılan ilk yere götürülüp okutulacak.
   NOT: İdare mahkemelerin verdiği kararlara itiraz Danıştay’a, ceza davalarında ise Yargıtay’a yapılır. Geçen haftaki yazımda yanlışlıkla Danıştay yerine Yargıtay yazılmıştır. Düzeltiyorum... (Şakir Şen)  

    
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 807