SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.04.2018

NEHİR VE DENİZ


    Karasu ismi ile birlikte düşüneceğimiz, Sakarya Nehri ile Karadeniz`deki mevcut durumu iyi izlememiz gerekiyor.
  Geyve-Pamukova hattından itibaren Sinanoğlu`na kadar 7 tane HES(hidroelektrik santralı) kurulumu çalışmaları son aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Sinanoğlu altına kurulmak istenen HES projesinin onaylanması da bunu doğrular niteliktedir.
  Hafta içerisinde Karasu`yu iki defa ziyaret eden İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Devrim Memiş ile bu konuda geniş bir sohbetimiz oldu; Bunların bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.
  “Nehirler üzerine kurulan HES`ler, yavru yapmak üzere nehir içerisine giren balıkların yolunu kapatıyor. Böylece balıklar yumurtlama alanlarına ulaşamıyor. Denizlerimizde Mersin Balıkları`nın yok olmasının esas nedeni budur. Daha önce barajlar ile gerçekleşen olumsuz etki, HES`ler ile artış göstermektedir.”
  İşin sırrı dengede, baraj ve HES`ler ile sağladığımız faydanın daha değerli hale gelmesi için ayrı bir çaba gösterilmesi gerekiyor. Balıkların yumurtlama alanlarına varması için, balık geçitlerinin göstermelik değil, işlevsel olması gerekiyor. Hem yaz hem de kış mevsimlerinde balıkların nehir içerisindeki dolaşımlarını kolaylaştırmak gerekiyor.
  Baraj ve HES`ler nehir ile sürüklenen her tür malzemeyi tutmaktadır. Nehir, hızlı aktığı yerlerde sürüklediği malzemeleri, yavaş aktığı yerlerde bırakmaktadır. Baraj ve HES göletlerinin bu malzemeleri tutması, bir taraftan balıkların beslendiği canlılığı azaltırken, diğer yandan suyun daha duru akması nedeniyle su içerisindeki toprak kum ve çakıl tanelerinin bu noktalarda birikmesine neden olmaktadır.
  Baraj ve HES çıkışlarında nehirler, getirme özelliğini kaybetmiş, götüren durumuna gelmiş bulunmaktadır. Bu durumu görerek yeni tedbirlerin alınması gerektiği açıktır.
  Nehirdeki canlılığın ölmemesi için baraj ve HES çıkışları organik madde olarak zenginleştirilmelidir. 
  Katı madde getirmeyen su, mevcut malzemeyi sürükleyerek nehir yataklarının derinleşmesine neden olmaktadır. Kum ocaklarının varlığı da aynı doğrultuda etki etmektedir. Nehir kenarında oluşan derin Şev`ler uçuk ve göçük sayısını artırmaktadır. Bu durum, DSİ`nin nehir kenarında yaptığı taşlama maliyetinin artması demektir.
  Kuzey Doğu ve Kuzey Batı Rüzgârları ile deniz kıyılarımızda oluşan akıntı, doğal olarak, kıyılarımızı oluşturan bir kısım malzemenin sürüklenmesine neden olmaktadır. Malzeme gelişi yok; Gidişi ise çoktur.
  Midye avcılığı ile oluşan malzeme kaybını da eklediğimizde Karasu Sahillerindeki erozyonun bundan sonra da sürmesi en doğal durumdur. Nehir ve Deniz kıyısında taşlama çalışmalarının bitmesini beklemek ise sadece hayal olabilir.  
    
    
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 666