SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.06.2018

ÖĞRETMENLER GÜNÜ


  Karasu Lisesi`nin 1980 yılında atanmış ilk kimya öğretmeniyim. Benden önce, Fen Bilgisi öğretmenleri bu görevi yapıyordu. Kimya Mühendisi olarak MEB`e başvurmuş 8`e 1`den atamam yapılmıştı.
  `Adapazarı Atatürk Lisesi`nde Kimya Öğretmenim Halise Alabacak hocamın yazılı yapma ve ders verme tekniğini kendi öğretmenliğim için de kullandım.` Buna göre ilk yazılılarda kolay soru hiç sorulmaz; En iyiler 7–10 arası not alabilirken, çoğunluk bir alır. Öğrencinin sınıfta kalma korkusu ile çalışması sağlanır. On üzerinden bir defa beş alan öğrencinin geçmesi için kolay sorularla sözlü yapılır. Çok büyük oranda iyi bir not oluşur. Öğrenci havalara uçar. Zoru başarmanın ve sınıfı geçmenin keyfini yaşarken sizi de çok sever. Başlangıçtaki kara bulutların yerini pırıl pırıl güneşli bir hava alır.  
  `Öğretmenliğimde, her akşam, ertesi günkü derslerimi gözden geçirir, iyi bir çalışma yapardım. Öyle ki, elime tebeşiri aldığımda hiç kaynak kullanmadan, gerekli bilgileri rahatlıkla kullanabilecek durumda olurdum. Ayrıca, anlamayacaklarını düşünerek farklı öğretme teknikleri geliştirmeye çalışırdım. “Kimya ezber bir derstir” sözünün yanlışlığını kanıtlamak için, derslerimde olabildiğince yorum yaptırmaya çalışırdım.` 
  Kimya dersi, 6 MAT ve 6 FEN (tabii bilimler) sınıflarında okutuluyordu. Okulun en iyi öğrencilerine öğretmenlik yapıyordum. Bu nedenle, çok kötü not alan öğrenciler, dersi doğru düzgün çalışıyor ve kullandığım yöntemle, herkes, üniversite sınavlarında iyi iş görüyordu.
  `Daha işin başında, bir gün, müdür yardımcısı ve matematik öğretmeni arkadaşım, matematik başarı ortalamasının %90 üzerinde olmasına rağmen kimya ortalamasının %40 olmasının bir sorun olarak göründüğünü söyledi. Ben de kendisine “Benim 10`luk öğrencimin üniversite sınavlarında ya tam soru yapar ya da bir soru kaçırır, 5`lik öğrencim ise soruların yarısını yapar” dedim.
  O yıllarda üniversite sınavlarındaki başarı ortalaması oldukça düşüktü. Matematik ortalaması ise yerlerde sürünüyordu.
 ` Sözlerimi çok abartılı bulan arkadaşım, “Senin en iyi öğrencin üniversite sınavında 10 soru yapsın sana 10 bin lira” diyerek “olmaz öyle şey” demek istedi. Ancak 10 maaş, bu kadar para ediyordu.`
  Çocuklar sınava girmiş ve soruların çözümü de açıklanmıştı. Sınıfa girdiğimde ilk işim “tam soru yapan var mı” demek oldu. Bir öğrencim parmak kaldırdı ve “Ben” dedi. Bir başka öğrencim ise kaçırdığı bir soru için üzüntüsünü belirtiyordu.
  `En önemlisi, karne notu 10 olan tam soru yapmış, 9 olanı ise bir soruyu kaçırmıştı. Daha da önemlisi, sınıfın çoğunluğu on sorudan fazla yapmıştı.`
  Teneffüste, iddiacı arkadaşıma 6 mat şubesi öğrencilerinin yalan konuşup konuşmayacaklarını sordum. “Olmaz öyle şey! 6 MAT yalan söylemez” dedi.
 ` “Ben de merak ediyorum; Bir sorun bakalım 10 soru yapan var mı?” diyerek onu sınıf kapısından içeriye yolcu ettim. Zaten esmer olan bu muavin arkadaş dışarı çıktığında simsiyah olmuştu. Sadece, etrafı görmeyen gözlerle “nasıl olur” dediğini duydum.`
  Sonraki yıllarda, tam soru yapan öğrencim, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi`ne vali olmak için girdi; Gerçekten de bir süre valilik yaptı. Bir soruyu kaçıran ise İTÜ Mühendislik Fakültesi`ni okudu.
  `1982 yılında üniversite giriş sınavlarında, Karasu Lisesi`nin ismi kırsal alan birincisi olarak açıklandı.` 
  Seksenli yıllardan 8 öğrencim, 24 Kasım öğretmenler günümü tele konferans kullanarak kutladılar. İstanbul`daki öğrencim ismini saydığı arkadaşlarının şu anda telefonda olduğunu ve beni duyduklarını söylüyordu. Sanki karşımda yoklama bekleyen sınıf vardı. Almanya, Ankara, İzmir, İstanbul ve Sakarya`da oturan öğrencilerim, sohbet ederken, 30 kişiyi tamamlayamadıkları için üzgün olduklarını söylüyorlardı.
  Gözlerimde oluşan nemi göremedikleri için, aynı duyguyu onlarla paylaşmakta hiçbir sakınca olmayacağını düşünerek, havanın bulutundan onları da haberdar ettim.
  `Teşekkürler! Suat Yurtçu, Nemci Sezgin, Hakan Kulakçı, Ayhan Bıçkın, Cem Şakül, Aygül Süzer, Şükrü Acar ve Dilek Yılmaz Almaç, Sizleri hem başarılarınız hem de inceliğiniz için, gönülden kutluyorum. İyi ki! Öğrencim oldunuz. İyi ki! Öğretmenlik yaptım ve her birisi ayrı bir keyif, çok sayıda hikâyem oldu.` 
 `Başta, Baş Öğretmen M. Kemal Atatürk olmak üzere, üzerimde emeği olan tüm öğretmenlerimi, saygı sevgi ve minnetle anıyorum.  
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 475