SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 16.10.2018

Önce adalet


   Bir ülkede adalete olan güven kaybedilirse, toplum içerisinde haksızlık, huzursuzluk ve mağduriyet giderek artar. Adalette çifte standart olmaz. Yasal düzenlemeler birilerini korumak için değil, insanların tamamını kucaklamak için yapılır. Kamu yararına çalışanların seçilmesinde, atamasında kayırma, kollama, “benim adamım” hesabı olmaz. 
  Bu gün iktidardaki partinin adının önünde “adalet” kelimesi vardır. Çünkü toplumun ekseriyeti adaletten yanadır. Adalet vaat edilerek isim konmuş, bu doğrultuda oy istenmiştir.
  İşine geldiği gibi kanun hazırlamak, birilerinin hatırına göre kamu görevlisi atamak, ardından da işler neden yolunda gitmiyor diye şikâyet etmek olmaz. Temeli çamurla atılan binanın ömrü bir yağmur ile son bulur.
  Hep iktidarda kalacak gibi yapılan yasalar, gün gelir düzenleyicilerin aleyhine olur. Hep benim işime yarayacak diye yapılan atamaların yanlışlığını kendi başın yarılmadan göreceksin. 
  Çağırıldığında gelecek olan kişileri sabahın 05`inde evlerinden almak uygun değilse, bu kural herkes için geçerlidir. Başkalarına çuvaldız batarken ses çıkarmayanlar, iğnenin ucu kendilerine değdiğinde feryat, figan bağırma hakkına sahip değildir. Başkaları sabahlara kadar sorgulanırken, birinci, ikinci, üçüncü dalgaların altında boğuşurken “bırakın herkes görevini yapsın” olacak; sıra size geldiğinde “devlet içinde paralel yapı var” diyerek hesap sorulacak.
  İyi de kardeşim, kötü uygulamaları başkaları için yapılırken görmediniz mi? Yoksa görmezden mi geldiniz? 
  Yargılamada izlenecek yol yordam ve usul başkaları için ne ise hükümet içerisinde bulunanlar ve onların yakınları için de aynıdır. 
  Nasreddin Hoca`nın meşhur tencere fıkrasını hatırlayalım. Komşudan ödünç aldığı tencereyi geri veren hoca, bir kurnazlık yaparak içerisine küçük bir tencere koyarak iade eder. Bu nedir? Diye soran komşusuna ise tencerenin doğurduğunu söyler. Adam memnun, saf hocadan bir tencere kazandı. Bir daha ki sefere daha büyük tencere verir ki! Doğum da büyük olsun. Ne var ki! Saf olan hoca, bu kez tencereyi öldürmüştür. İyi de hoca efendi tencere ölür mü? 
Hoca gayet rahat, “Bire gafil, tencerenin doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun? Hoca saf olunca, menfaat temin ediyorsan çok iyi, hoca kurnazlık yaptı ve tencere doğurmuyorsa, hele bir de öldü ise ölen tencerenin hesabını bağıra bağıra soracaksın hocaya. Haydi, bakalım kolay gelsin.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1152