SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.06.2018

SONGÜL YILMAZ


                                     

  Dokuz yıl önce Mehmet İspiroğlu’nun başkan seçildiği ilk aylardı. “Karasu Kültür ve Turizm Festivali” kapsamında düzenlediğimiz “Türk Halk Müziği” yarışmasında finalistlerden birisi de Son gül Yılmaz’dı. Okuma-yazma bilmemekle birlikte Kibariye’ye benzeyen sesi ile çok iyi performanslar sergilemişti. O bir Roman’dı.

  Yeni Mahalle’de Kızılcık Tepe’de Karasu Otel’de, festival kapsamında, 100-150 lira bahşiş paralara türküler söyledi. Ekonomi olarak Karasu Belediyesi’ne de kazandırdı.

  Sahne programları sonrasında, diğer katılımcılarla birlikte aynı araç ile seyahat ederken, Roman gerçeği yüzleşmenin buruk acısını yaşamıştım.

  Herkesin yerine oturduğu arabanın, on metre uzağında, elini tuttuğu 5 yaşındaki oğluyla benim gelmemi bekliyordu.

  -Arabaya neden binmedin?

  -Ben de mi? Sizinle mi? Aynı arabaya mı? Her ne kadar insan ise de sürekli dışlanmanın itelenmenin ve aşağılanmanın sonucuydu bu

  Lokantaya gidiyoruz. Herkes masaya oturmuş siparişlerini veriyor. Songül, masanın uzağında dikilmiş garip, korkak ve ürkek gözlerle etrafı süzüyor.

  -Masaya neden oturmadın? Neden uzaktan bakıyorsun?

  -Ben de mi? Sizinle mi? Aynı masaya mı?

  Karasu Otelde, yirmi bin lira para ödenerek getirilen sanatçılarla, aynı sahneyi paylaştı. Orada da benzer sorunlar yaşamıştım. Sahnenin hemen yan tarafında kurulan masaya oturduğunda sahip olduğu rolü kabullenmekte zorlanmıştı. Öyle ya! Ona her zaman tepeden bakan vatandaşlara göre, biraz yüksekte duruyordu.

  Yeni Mahalle’de sahne alacağını duyan “çadırdaşları” halkın oturması için kurulan plastik sandalyelerin, en arkada olanlarına oturma gafletinde bulunmuşlardı. Çünkü! Öyle olmasaydı, zabıtalar tarafından kovalanmazlardı. Neyse, araya girerek durumu düzeltmeye çalıştık. Buyurun oturun dedik. “Siz bizim kahve duvarının gerisinden bakmamıza kızmayın bu bize yeter” diyorlardı.

  Roman’ları insan gibi görmek istiyorsak, hem konut sahibi hem de rehabilitasyon işlemi uygulamak zorunludur.

  Murat Duru, Şafak Gürçam derken, Aziz Mercan Karasu’ya kaymakam olarak geldi. 10 yıldır, kış mevsiminde romanlara muşamba almanın ötesinde hiçbir iş göremedik. Onca yıl, bir adım yol alamadığımızı görmekten resmen utanıyorum.

  Özür dilerim Songül Yılmaz! Yine ev sahibi olamadınız.

     

 

 

    

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 101