SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.06.2018

VATAN ELDEN GİDERSE…


ANILARLA ATATÜRK

   Atatürk, Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçtikten ve Erzurum  Kongresi’ni yaptıktan sonra Sivas’a dönmüş; orada ikinci kongreyi açmıştı. Bu sırada lise binasında yatıyor; toplantılar yapıyordu. En basit ihtiyaçlarını bile temin edecek halde değildi; bazı geceler sabahlara kadar küçük petrol lambasının cılız ışığında çalışıyordu.

  Bir aralı padişah ona, lise binasından çıkmasını emrettiği, baskın yapılacağı, yakalanıp asılacağı hakkında şehirde haberler dolaşmaya başladı.

  Atatürk’ün hizmetini basit, fakat temiz ruhlu fedakar bir Türk genci yapıyordu. Bu delikanlının babası sık sık geliyor; oğluna:

  -“Etme eyleme; evine dön; bugün yarın şehir basılacak; Mustafa Kemal ve arkadaşları yakalanacak. Onlar herşeyi  göze almışlar; sen aileni düşü” diyordu.

   Atatürk bu geliş-gidişin farkına vardı; birgün delikanlıyı yanına çağırdı ve sordu:

   -Sık sık sana gelen kimdir?

   -Babam!..

   -Ne istiyor?

  Delikanlı herşeyi anlattı. O zaman Atatürk, ona doğru biraz daha ilerledi; elini omuzuna koydu ve dediki;

  -Hizmetinden memnunum, fakat baba hakkı büyüktür. Mademki razı olmuyor; git! Git, fakat babana söyle ki, vatan elden giderse evladın ne hükmü kalır?

 HOCANIN CEVABI

  Milli Mücadelenin, buhranlı günlerinde, Ankara çevresinde yaptığı bir gezintiden dönerken, yolda sarıklı bir hocaya rastgelmişti. Konuşurken tren yolundan geçen lokomotifi  gösterdi.

     “-Hocam… Bu nasıl bir sürü vagonu ardına takmış götürüyor?”

     “-Ne bileyim ben…Öğretmediler ki…”

    Tesadüf o sırada sayısı mahdut tayyarelerden  talim uçuşu yapanı işaret etti.

    “-Ya şu havadaki tayyare?  Onun nasıl uçtuğunu biliyormusun?”

    Hoca esefle başını salladı:

   “Paşam… İnsan ancak öğretilen şeyi bilir…

Gazi bir başka sualle çıktı hocanın karşısına:

“Peki hocam…Sen, ne bilirsin?”

    Hoca gülümsedi;

    “Ne mi bilirim? Sen bu trene bin dersen binerim, şu tayyareden kendini at dersen atarım… Ben ve tümüyle bu millet neyin yapılmasının gerektiğini senden öğrendik ve öğreneceğiz, bu bana yetiyor. Yeter ki sen neyin tapılması gerektiğini söyle…”

   Gözleri dolu dolu olmuştu Mustafa Kemal’in…

Elini, bu pırıl pırıl yürekli insanın omuzuna koydu;

    “Varol hocam… Ama şunu da bilki ben de senin gibiyim. Ben de milletimin hiçbir arzusunu, hiçbir isteğini hayatım pahasına da olsa yapmamazlılk etmedim. Aramızdaki fark, benim kendimi milletimizin isteklerine adamış olmam.  Görüyorsun ki aynı yolda, aynı hizadayız!...”

 

 

Kaynak:               Anılarla ATATÜRK( Mine Selimbeyoğlu) s.5-6

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 175