SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • KİM, KİMİN YERİNDE OLUR?..

KİM, KİMİN YERİNDE OLUR?..

ANILARLA ATATÜRK

         Atatürk, kendisinin tarihte iz bırakmış ünlü kişilere benzetilmesinden hoşlanmazdı: Hatta abartılı övgülerden huzursuz olurdu. Bunun çok örneği vardır.

         Cumhuriyetin ilk yıllarında bir yurt gezisinde, bir büyük şehrimizde belediye başkanı olmuş ve Fransa’da ziraat öğrenimi görmüşken mesleğini bırakıp bu hizmeti, milletvekili olabilmek için tercih ettiğini duyduğu kişinin, sofra sonunda nutkunu dinliyordu.

          Kimlere benzetmedi, Mustafa Kemal’i? Sezarlara, Fatihlere, Napolyonlara, Yavuzlara, Kanunilere, Cengizlere, Timurlara, Yıldırımlara…

          Nutkunun sonunda, bir de Peygamberlerle mukayesesini yaptı. Onlardan da yüce buldu. Fransızca bildiğini göstermek için de, Fatih demedi de, Fransızcası olan Coguerant tabirini kullandı!...

         Resmi tören bittikten sonra Mustafa Kemal bir sebep buldu, başbaşa kaldılar. Genç Politikacı’ya dedi ki:

         “- Bak çocuğum… Ben, senin bana benzetmeye çalıştıklarından hiçbir değilim ve onlara benzemeyi asla düşünmedim: Vatanseverliğimin, aklımın, bilgimin, hatta ahlakımın icabı ne ise onu yaptım. Kim, kimin yerine geçer, kim kimin ardında gider de ona yeni ufuklar açar, bu insanoğlunun irsiyet dahil, görünür görünmez hasletleri, mizacı, karakteri, kültürü hatta kaderidir. Mesele sen beni Fatih Mehmet’e benzettin ama, ben yirmi iki yaşında onun şartları içinde onun yaptığını yapmak istesem bile belki karar veremezdim, hele Peygamberlikten bahsettin: Ötekileri bir tarafa, sonuncusu ve bizim inandığımızın meziyetlerine öyle hayranım ki, ona benzemek istesem de elimden gelmez!” Ve neden ziraat tahsil ettiği halde mesleğinden ayrılıp politikaya girerek belediye Reisi olduğunu sordu. Genç adam, gayesinin milletvekili olabilmeyi samimiyetle itiraf edince güldü, omuzunu okşadı:

       “- Burası tarım beldesi. Eskiden ormanlık olduğunu tarihler yazar. Şimdi evlerde çiçek saksısı bile yok… Çevreyi ağaçlamaya çalış, tarladaki mahsulün verimliliğine dön. Mecliste asıl bu sahada yetişmiş milletvekillerine ihtiyaç var, emeklerini göreyim, kararı beraber verelim.”

       Gördü ve tatminkar buldu ki, bu zat, hem milletvekili, hem Mecliste ziraat komisyonu raportörü olarak yıllarca hizmet etti. 1960’dan sonra bir devre de senatörlük yaptı ve arkasından sahasında değerli eserler de bırakarak göçtü.

       Arzulara, akıl ve mantık alanında yön vererek insan yetiştirmek…  Hem zevki, hem sanatı idi.

 

 Kaynak: Mine Selimbeyoğlu(Anılarla Atatürk) Cemal Kutay-“ATATÜRK BUGÜN OLSAYDI” adlı kitaptan alıntı s:11

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 94