SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • ATATÜRK’Ü ANLAMA, KAVRAMA VE O’NA SAYGI

ATATÜRK’Ü ANLAMA, KAVRAMA VE O’NA SAYGI



 


 

 Atamızı anlamak için üç öykü

 1-Övülmeyi Sevmezdi

 

Atatürk ne kadar bir asker, komutan, yönetici olsa da; duyguları, sevinçleri, sinir ve neşesi bizden biriydi. Ulusuyla bütünleşme yöneliminin en tipik göstergelerinden biri de şu kısa öyküde belirlenir:

Cumhuriyetin on ikinci yıl dönümü için bir sıra dövizler hazırlanmıştır. Bunlar içinde şöyleleri vardır:

``Atatürk bizim en büyüğümüzdür.``,

`` Atatürk bu milletin en yücesidir.``

``Türk Milleti asırlardır bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı.``

Atatürk listeyi dikkatle gözden geçirir. Bunlar ve bunlara benzeyenleri çizerek, hepsinin yerine kendini en iyi ifade eden şu satırları yazar:

 ``Atatürk bizden biridir.``

 

2-  Genelgeyle Devrim Olmaz

 

Ahmet Hidayet Reel anlatıyor:

1924 yılının ilkbaharıydı. Erzurum ve Pasinler`de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı. Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler`e gelen Atatürk, halkın içinde ihtiyar bir köylüye yaklaştı:

``Depremde çok zarar gördün mü, baba ?`` diye sordu. Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce tekrar sordu:

``Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin ?`` İhtiyar, Kürt şivesiyle:

``Valle Padişah bilir!`` dedi. Atatürk gülümsedi. Yumuşak bir sesle:

``Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım zararın ne? `` ihtiyar tekrar etti:

``Padişah bilir!`` Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam`a döndü:

``Siz daha devrimi yaymamışsınız.`` dedi. Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat kâtibi:

``Köylere genelge yolladık Paşam.`` dedi. Atatürk`ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:

``Oğlum`` dedi, ``Genelgeyle devrim olmaz!``

 

3-Ölümünden Sonra...

 

Sene 1938, 10 Kasım... İstanbul Üniversitesi`nde saat 9`u 5 geçenin meşum haberi duyulmuş... Bir Alman profesör var, Hukuk Fakültesi’nde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi, girmesin mi, bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer:

``Efendim, Kararsızım. Acaba ne yapsam? ``

``Sizde büyük bir adam ölümce ne yaparlarsa, onu yapın.`` İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak:

``Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki.`` der.

 

Bunca karalamaya rağmen... Niye seviyoruz O’nu bu kadar? Niye unutmuyoruz? Niye özlüyoruz?

Yanıt: Bu milleti soymadı!

Ülkesini işgalden kurtaran, rejimini değiştiren, devrimler yapan lider, dünyada çok... Ama bu işleri yaptıktan sonra, milletini soymayan dünyadaki tek lider o...

 

Seni çok özlüyoruz, öğretilerini ve bize emanet ettiğin “CUHURİYETİ” ilelebet yaşatacağız. ATAM rahat uyu.

            

 

                

                

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 264