SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 14.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • ATA­TÜRK VE TÜRK KÖY­LÜ­SÜ

ATA­TÜRK VE TÜRK KÖY­LÜ­SÜ


   Yıl 1936, Ata­türk, İstan­bul’da Flor­ya Köşkü’nde­dir. Dostu Nuri Con­ker ile bir­lik­te bir araba ile Çek­me­ce­’ye doğru gider. Ata­türk ne­şe­li­dir. Bir­den göz­le­ri çift süren bir köy­lü­ye ta­kı­lır. Ara­ba­yı dur­du­rur. Köy­lü­nün ya­nı­na gider, Çif­tin bir ya­nın­da öküz, bir ya­nın­da mer­kep var­dır. Köylü ile ko­nuş­ma­ya baş­lar: Köylü onu ta­nı­ma­mış­tır. Ata­türk, çifte öküz ye­ri­ne neden mer­kep koş­tu­ğu­nu sorar. Köylü vergi me­mur­la­rı­nın sat­tı­ğı­nı bil­di­rir. 
   Ata­türk muh­tar ve kay­ma­ka­ma neden şi­ka­yet et­me­di­ği­ni sorar, ökü­zün sa­tıl­ma­ma­sı­nın ge­rek­ti­ği­ni söy­ler. Köylü “Onlar bil­mez olur­lar mı? Bu­ra­da kuş bile uçmaz, şimdi Ata­türk’ümüz var ba­şı­mız­da” der. Ata­türk , Va­li­ye ve Baş­ve­kil İsmet Paşa’ya der­di­ni an­lat­ma­sı­nı söy­ler. Köylü on­la­ra der­di­ni işit­ti­re­me­ye­ce­ği­ni söy­ler. Bu kez Mus­ta­fa Kemal Paşa’ya der­di­ni an­lat­ma­sı­nı tav­si­ye eden Ata­türk’e köylü ”O işin­den gü­cün­den ba­şı­nı kal­dı­rıp bizim ökü­zün ar­ka­sın­dan mı se­ğir­tecek, sen gön­lü­nü rahat tut beyim, biz işi­mi­zi koca oğ­lan­la gö­rü­rüz tasa etme” der.
   Ata­türk, köşke döner, İstan­bul’daki bakan, mil­letve­ki­li ve Baş­ba­kan İsmet Paşa’yı, İstan­bul Va­li­si’ni ça­ğır­ma­sı em­re­der. Halil Ağa­’nın Köşk’e ge­tir­me­si­ni söy­ler. Halil Ağa’ya ken­di­si ile gö­rü­şen ki­şi­nin zen­gin ol­du­ğu­nu, öküz ve­re­ce­ği vaadi ve eşi­nin de ıs­ra­rı üze­ri­ne Köşk’e ge­ti­rir.
   Sof­ra­da 25 kişi var­dır. Ata­türk bir ara “Bu akşam sof­ra­mı­za efen­di­miz ge­lecek” der. Her­kes şa­şır­mış­tır. Ata­türk bu­yur­sun der. Halil Ağa gir­me­mek­te di­ret­mek­te­dir. Ge­ve­ze­li­ği­nin ce­za­sı­nı çek­ti­ği­ne ina­nır. Nuri Bey köy­lü­nün ko­lu­na gi­re­rek sa­lon­dan içeri sokar.
   Ata­türk, Halil Ağa’ya hoş gel­din der, sonra “İşte bek­le­di­ği­miz efen­di­miz” diye onu ta­nı­tır. Ata­türk orada bu­lu­nan­lar hu­zu­run­da tar­la­da ko­nu­şu­la­na­la­rı, bir bir köy­lü­nün ağ­zın­dan tek­rar et­ti­rir. Halil Ağa ik­ram­dan sonra ay­rı­lır. Ata­türk hazır bu­lu­nan­la­ra hi­ta­ben “Halil Ağa’nın ökü­zü­nü satıp üre­ti­mi ak­sa­tan ka­nu­nu, ya biz yap­tık ,ya da bizim yap­tı­ğı­mız kanun yan­lış yo­rum­la­na­rak uy­gu­la­ma ya­pı­lı­yor. Böyle bir kanun yap­tık­sa mem­le­ket çı­kar­la­rı­na ay­kı­rı­dır. Nasıl ya­pa­rız, eğer yap­tı­ğı­mız kanun böyle yo­rum­la­nı­yor­sa, hü­kü­met nasıl bir yö­ne­tim için­de­dir? “Bi­çi­min­de ko­nu­şa­rak” Biz Cum­hu­ri­yet’i süs olsun diye kur­ma­dık . Halk­tan yana bir idare kur­mak için yap­tık. Hü­kü­me­tin mü­fet­tiş­le­ri, va­li­le­ri, kay­ma­kam­la­rı var. Bun­la­rın Halil Ağa’nın ökü­zü­nü sat­ma­nın ne demek ol­du­ğu­nu bil­me­le­ri ge­re­kir. Bir parti ör­gü­tü­müz var, hal­kın için­de dir­sek dir­se­ğe ya­şa­ma­la­rı ge­rek­li, ne de­mek­tir bu? Bizim halk­la be­ra­ber ve halk için değil, halka rağ­men bir sitem kur­du­ğu­muz sa­nıl­mak­ta­dır. Asıl üzül­dü­ğüm husus bu­ra­sı. Biz Cum­hu­ri­ye­ti an­la­ta­ma­mı­şız bey­ler, bun­dan bu çı­kı­yor.”
   Ata­türk , başta Baş­ba­kan İsmet Paşa olmak üzere hazır bu­lu­nan­la­ra in­kı­lap­la­rın ya­şa­ma­sı­nın bi­linç­li ve in­kı­lap­çı ku­şa­ğın ye­tiş­ti­ril­me­si­ne bağlı ol­du­ğu­nu, Halil Ağa­la­rın ba­şı­na ge­len­ler Hü­kü­met’e ve Büyük Mil­let Mec­li­si’ne ulaş­mı­yor­sa teh­li­ke ol­du­ğu­na de­ği­ne­rek il­gi­li­le­re ge­rek­li ta­li­ma­tı verdi.

Kay­nak: Ahmet Yaşar Zen­gin “Ata­türk’ün Dev­let Adam­lı­ğı” s.170-71-72
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 434