• Ana Sayfa
  • »
  • ATATÜRKÇÜ’NÜN EL KİTABI

ATATÜRKÇÜ’NÜN EL KİTABI

Dev­let Adam­la­rı

   1919 Ekim ayın­da sad­ra­zam olan Ali Rıza Paşa ve ben­zer­le­ri­ni eleş­ti­rir­ken:
   ‘-Dev­le­tin içine düş­tü­ğü da­ğı­lış du­ru­mu­nun de­rin­li­ği­ni ve kor­kunç­lu­ğu­nu gör­me­yen mut­suz­lar, doğal ola­rak ger­çek ve gü­ve­ni­lir ça­re­yi gör­me­mek için göz­le­ri­ni yu­mar­lar. Çünkü, o ger­çek ve gü­ve­ni­lir çare, ken­di­le­ri­ni daha çok kor­ku­tur.’ (TDK: SÖY­LEV, 1978,s. 163)
   Sivas Kong­re­si’nde se­çi­len Tem­sil­ci­ler Ku­ru­lu, 27.12.1919’da An­ka­ra’ya ta­şın­mış­tı. 15. Ko­lor­du Ko­mu­ta­nı Kazım Ka­ra­be­kir Paşa’nın, An­ka­ra’ya gi­dil­me­si­ne karşı oluşu üze­ri­ne;
   ‘… Yol ve yön­tem odur ki, iş­le­ri bü­tü­nü ile yö­ne­tip yü­rüt­me so­rum­lu­lu­ğu­nu yük­le­nen­ler, en önem­li he­de­fe ve en önem­li ya-kın teh­li­ke­ye, elden gel­di­ğin­ce yakın yer-de bu­lu­nur­lar. Yeter ki yak­laş­ma, genel du­ru­mu göz­den uzak bı­ra­ka­cak öl­çü­de ol­ma­sın! An­ka­ra bu ko­şul­la­rı üze­rin­de top­la­yan bir no­tay­dı.’ (TDK: SÖY­LEV, 1978,s. 242)
   İtilaf Dev­let­le­ri­nin Ka­ra­de­niz Baş­ko­mu­ta­nı Ge­ne­ral G. Milne’in,3.11.19192­DA İstan­bul hü­kü­me­ti­nin Har­bi­ye Na­zı­rı­na yol­la­dı­ğı işgal böl­ge­si­ne bir sınır çe­kil­me­si yo­lun­da­ki buy­ruk ni­te­li­ğin­de ya­zı­sı üze­ri­ne:
   ‘...Kork­ma­mak için in­san­lık onu­ru­na ve ulu­sal onura do­ku­nul­ma­ya­cak bir çev­re­de ve öyle ko­şul­lar için­de bu­lun­mak ge­re­kir. Buna önem ver­me­yen­le­rin, as­lın­da bir insan için, bir ulus için do­ku­nul­maz ola­rak kal­ma­sı en büyük namus ül­kü­sü olan kut­sal kav­ram­lar üze­rin­de, çok­tan say­gı­sız ve duy­gu­suz ol­duk­la­rı yar­gı­sı­na var­mak­ta yan­lış­lık yok­tur.’ (TDK: SÖY­LEV, 1978, s. 257)
   1920 kı­şın­da, Bi­le­cik bu­luş­ma­sın­dan sonra An­ka­ra’ya ge­ti­ri­len, İstan­bul hü­kü­me­ti na­zır­la­rı Ahmet İzzet ve Salih pa­şa­la­rı eleş­ti­rir­ken:
   ‘...Sı­ra­sı gel­miş­ken, say­gı­de­ğer ulu­su­ma şunu öğüt­le­rim ki: bağ­rın­da ye­tiş­ti­re­rek ba­şı­nın üs­tü­ne dek çı­ka­ra­ca­ğı adam­la­rın ka­nın­da­ki, vic­da­nın­da­ki öz ma­ya­yı çok iyi in­ce­le­me­ye dik­kat et­mek­ten, hiç­bir zaman geri kal­ma­sın!’
İzle­necek Si­ya­sa 
   T.B.M.M. açıl­dık­tan sonra, 24.4.1920, Türk ulu­su­nun iz­le­ye­ce­ği si­ya­sa­yı açık­lar­ken:
   ‘…Bi­lir­si­niz ki yaşam demek, savaş ve çar­pış­ma de­mek­tir. Ya­şam­da ba­şa­rı, yüz-de yüz sa­vaş­ta ba­şa­rı ka­zan­mak­la elde edi­le­bi­lir. Bu da mad­de­sel ve tin­sel güce da­ya­nır. Bir de, in­san­la­rın uğ­raş­tı­ğı bütün so­run­lar, kar­şı­laş­tı­ğı bütün teh­li­ke­ler, elde et­ti­ği ba­şa­rı­lar, top­lum­ca ya­pı­lan genel bir sa­va­şın dal­ga­la­rı için­de do­ğa­gel­miş­tir.  Doğu ulus­la­rı­nın Batı ulus­la­rı­na sal­dı­rı­sı ta­ri­hin belli başlı bir ev­re­si­dir. Doğu ulus­la­rı ara­sın­da Türk­le­rin başta en güçlü ol­du­ğu bi­li­ni­yor. Ger­çek­ten Türk­ler, Müs­lü­man­lık­tan önce ve sonra sal­dı­rı­lar yap­mış­lar ve Av­ru­pa içe­ri­si­ne gir­miş­ler­dir. Ba­tı­ya sal­dı­ran ve İspan­ya’ya gidip Fran­sa sı­nı­rı­na değin ya­yı­lan Arap­lar da var­dır. Ama (…) her sal­dı­rı­ya her zaman karşı sal­dı­rı dü­şün­mek ge­re­kir. Karşı sal­dı­rı­ya uğ­ra­nı­la­bi­le­ce­ği­ni dü­şün­me­den ve ona karşı gü­ve­ni­lir önlem bul­ma­dan ey­le­me ge­çen­le­rin sonu, ye­nil­gi ve boz­gun­dur, si­li­nip git­mek­tir.’ (TDK: SÖY­LEV,1978,s.322)
Kay­nak: S. N. Ö. Ata­türk­çü’nün El Ki­ta­bı s.72-73
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 17