SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.12.2018

İDEALCİLİK

ANILARLA ATATÜRK
. Ha­ya­li dış si­ya­set­ler pe­şi­ne do­la­şan­lar, da­yan­ma nok­ta­la­rı­nı ken­di­li­ğin­den kay­be­der­ler.
. Maddi ve bil­has­sa ma­ne­vi düşüş, korku ve ye­ter­siz­lik ile baş­lar.
. Zih­ni­ye­ti zayıf, çürük, yan­lış olan bir sos­yal top­lu­lu­ğun bütün ça­lış­ma­sı bo­şa­dır.
. Ge­rek­li gör­dü­ğü­müz bir işi der­hal yap­ma­lı­yız. (1925)
. Fe­la­ket­ler, in­san­la­rı, akıl­la­rı ba­şın­da mil­let­le­ri daima azim­li, doğru ham­le­le­re sevk eder. (1925)
. Kö­tü­lük­le­rin ha­fi­fi, kö­tü­lük­le­rin en za­rar­lı­sı­dır. (1924)
. Hayat mü­ca­de­le­ler­den iba­ret­tir. (1923)
De­ne­bi­lir ki; Mus­ta­fa Kemal’in Öz­de­yiş ola­rak hiç­bir dü­şün­ce­si, yu­ka­rı­da­ki kadar ya­şan­tı­sın­da ege­men ol­ma­mış­tır. 
   Ger­çek­ten de ço­cuk­lu­ğun­dan baş­la­yıp, göz­le­ri­ni ka­pa­yın­ca­ya kadar ha­ya­tı mü­ca­de­le­ler­le geç­miş­tir. Önce dev­ri­ni ta­mam­la­mış dü­şün­ce­ler ve on­la­rın tat­bi­ka­tı ile sa­vaş­mış­tır. Temel ayı­rı­cı fak­tö­rü de ”Çağ öl­çü­sü” ol­muş­tur. 57 yıl­lık kı­sa­cık ya­şa­mı­na ‘Üç Devir’ (geç­miş-ya­şa­nan-ya­şa­na­cak) sığ­dı­ra­bil­me­si, olay­la­rı, sanki ya­şa­mış­ça­sı­na ayırt ede­bil­me­si, tam­lık ya­pı­sı­nın, aynı ki­şi­de denge için­de bu­lun­ma­sı gibi, çok nadir gö­rü­len özel­li­ğin­den­dir. Bu gün hala O’ndan söz et­me­miz, O’nu ara­ma­mız ve öz­le­mi­ni duy­ma­mız, bu ya­pı­sı­nın kim­se­ye ben­ze­me­yen müh­rü­dür.
   Göz­le­ri gören, kalp ve vic­dan­lar­da ma­ne­vi ve kut­sal haz­lar­dan başka zevk ta­şı­ma­yan in­san­lar için, ne kadar yük­sek olur­sa olsun maddi ma­kam­la­rın hiç­bir kıy­me­ti yok­tur. (1920)
   Yu­ka­rı­da­ki cüm­le­le­ri Mus­ta­fa Kemal, Tür­ki­ye 1. Büyük Mil­let Mec­li­si’nin va­ta­nın ka­de­ri­ni ele al­dı­ğı 23 Nisan 1920 ilk top­lan­tı­sı­nı ge­çi­ci baş­kan ola­rak yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da söy­le­miş­tir. Ha­tır­lan­ma­lı­dır ki pa­di­şah ve Bab-ı Ali, ana sütü kadar helal rütbe ve ma­kam­la­rı­nı elin­den almış, O da mil­le­ti­ni ve ül­ke­si­ni kur­tar­ma mü­ca­de­le­si­ne, “Si­ne-i Mil­le­te Bir Ferd-i Mü­ca­hit” ola­rak, yani mil­le­tin var­lı­ğın­da sade bir kişi ya­pı­sıy­la yo­lu­na devam et­miş­ti. Yu­ka­rı­da­ki inan­cı­na, gö­ze­ri­ni ka­pa­yın­ca­ya kadar sadık kaldı.
   Yal­nız mi­ting­ler ve ben­zer­le­ri gibi gös­te­ri­ler, büyük ga­ye­le­ri hiç­bir zaman kur­ta­ra­maz ve ancak mil­let bağ­rın­dan doğan bir­le­şik kuv­ve­te da­ya­nır­sa kur­ta­rı­cı olur. (1919)
   Lüt­fen dik­kat edin; Ata­türk bun­dan sek­sen yıl önce, de­mok­ra­si adı al­tın­da zaman zaman art dü­şün­ce­le­re da­ya­nak olan sokak gös­te­ri­le­ri­ni işa­ret eder­ce­si­ne yu­ka­rı­da­ki ka­na­ati­ni açık­la­mış­tır.
   Eğer şunun bunun te­vec­cü­hün­den kuv­vet al­ma­ya te­nez­zül eder­se­niz, ha­li­ni­zi bil­mem. Fakat ge­le­ce­ği­niz çürük olur. (1927)
Dev­le­tin içine düş­tü­ğü uçu­ru­mun, yı­kı­lı­şın, de­rin­lik ve deh­şe­ti­ni gör­mek­ten aciz olan za­val­lı­lar, ciddi ve ha­ki­ki ça­re­yi gör­me­mek için göz­le­ri­ni yu­mar­lar. Çünkü o ciddi ve ha­ki­ki çare, ken­di­le­ri­ni daha çok kor­ku­tur. (1927)
   Dert­li in­san­lar, mu­ha­ta­bı­nın der­di­ni din­le­mek­ten zi­ya­de, kendi ya­ra­la­rı­nı aç­mak­tan zevk alır­lar. Kay­nak: M. Se­li­be­yoğ­lu (Anı­lar­la Ata­türk) Sf.42-43 De­va­mı haf­ta­ya
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 17