Başkan Sarı açıklasın, kim bu ahlaksız haraççılar

   Bu yazıyı tam 10 gün beklettim. Çünkü bir mesleğin mensuplarını toptan karalayan açıklamanın da ayrıca açıklamaya ihtiyacı vardı. Bunu da o metni kaleme aldığını bildiğimiz Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı yapabilirdi.

   Ama boşuna beklemişim. O cenahtan tık gelmedi.

   Belediye Başkanı İshak Sarı’nın basına karşı tutumu özel değil. Görüldüğü kadarıyla herkese karşı aynı…

   İshak Bey kendisini genel bir sorun çözücü olarak görüyor. Sıkça dile getirdiği ‘halk desteği’ sözlerine bakmayın. İlçeyi kurtarmak üzere ilahi bir güç tarafından o makama getirildiğini filan sanıyor.  Tek dürüst o… En azından benim algıladığım bu…

  

ÜSLUBU BEYAN

   “Kendini gazeteci diye millete yutturan haraççılar!”

   “…kelle koparma tarzında para talepleriniz!”

   “…habercilik adı altında oluşturduğunuz web sitesi, sosyal medya vb. iletişim araçlarını siyasilere, kurumlara, yöneticilere vb. hedef gördüğünüz herkese karşı silah olarak kullanma alışkanlık ve ahlaksızlığına, ilkesizliğine, çapsızlığına…!”

   “…Bundan sonra elinizden gelen her türlü iftirayı, çirkinliği, ahlaksızlığı bizden beklentiye girmeden yapın!”

   Başkan İshak Bey’in hiçbir ayırım yapmadan basın için uygun gördüğü tanımlamalar bunlar. İçinden geçenlerin tümünü, açıklamasına sığdıramamış da olabilir.

   Üslubu beyan, aynıyla insan diye bir deyim var. “Bir insanın ifade tarzı kendini anlatır” şeklinde anlaşılır hale getirilebilir.

   İshak Bey’in üslubu bu deyimi çağrıştırıyor ama ben şimdilik kendisini bu tanımın içine katmak istemiyorum.

   Çünkü 8 yıla yakın partisinde ilçe başkanlığı, 14 ay süreyle de belediye başkanlığı yapmış olmasına rağmen henüz siyasetin tehlikeli labirentlerinde güven içinde dolaşabilecek olgunluğu eriştiğine dair bir belirti vermiş değil.

CUMA NAMAZINDA ÖZEL SECCADE

  Önce Başkan Sarı’yı ‘kendince ahlaksız ilkesiz, çapsız’ ilan ettiği basına karşı celallenme noktasına getiren olay nedir, ona bakalım.

   Pandemi dolayısıyla 74 gün cemaatle kılınamayan Cuma namazı, Pazaryeri otoparkında kılındığı sırada, herkes alana seccadesiyle gelirken kendisinin, bir yardımcısının ve parti ilçe başkanının altına halı serilmiş. Bu da il basınına konu olmuş.

   Olayın sorumlusu görülen Müftü Bey haberi yapan siteye sitem ve hakaret dolu bir açıklama göndermiş. Bu açıklamanın da ifşa edilmesi sonucu Müftü hakkında soruşturma açılmış.

   Başkan Sarı’nın açıklaması tam bu aşamayla çakışıyor. Aslında buna ‘Müftü’yü ve dolayısıyla kendini koruma refleksi’ diye bakılmalı.

   Aslında Müftü Bey ve Başkan Sarı o tepkileri göstermeseler olay unutulup gidecek.

457 BİN LİRA

   Basına hakaretlerle soslanmış suçlama akçeli bir konu. Noktası virgülüne şöyle: “2018 yılında sizlere belediyemizin bütçesinden basın ilan gideri adı altında peyderpey sadece faturalı yapılan toplam çıkış, yarım milyona yakın yani 457.000,000 lira. (dört yüz elli yedi bin lira)”

   Ortalama 50 milyon lira yıllık bütçesi olan bir ilçe belediyesi için büyük para. Başkan Sarı bu konuda yerden göğe kadar haklıdır.

   İyi ama tüm il basınını töhmet altında bırakmamak adına bu paraların kime veya hangi yayın organlarına ödendiğini açıklamak gerekmez mi?

   Belediye meclisleri içinde bulunulan yılda, bir önceki yıla ait harcamaları denetleyip bir rapor hazırlar. Bu rapor yasa gereği mecliste okunur ve sonrasında rafa kaldırılır.

   Dolayısıyla, Başkan Sarı’nın elinin altında sadece 2018 yılı değil daha önceki yıllara ait harcama dosyaları da var. Ve bunları inceleyip basına ödenen paraların dökümünü çıkarmak yarım saatlik iş.

   Ben bunu haftada bir katıldığım bir canlı yayında dile getirdim. “Başkan kimi kastediyorsa isim isim açıklasın, genellemek doğru değil” dedim.

  

ARTIK O DA YETMEZ

   Sadece basına ödenen ilan paraları yetmez. Başkan Sarı’nın açıklamak durumunda olduğu ve elinin altında bulunan başka bilgiler de var.

   Kelle koparmaysa Karasu’nun kellesi koparıldı. Sonuç meydanda; belediye para diye kıvranıyor.

   Ahlaksızlığın, ilkesizliğin, çapsızlığın dik alası bu paranın kullanımı sırasında ortaya konuldu.

   Sözünü ettiğim ‘46 milyon’ diye markalaşan bir kredinin kullanımı öncesinde ve sonrasında yaşananlardır. Başkan Sarı bu konuda da konuşmalı. Çünkü o krediyi kullanan belediyenin başında Ak Partili bir belediye başkanı, çoğunluğu Ak Parti’den olan bir belediye meclisi vardı. İshak Sarı da Ak Parti’nin ilçe başkanıydı.

   Bu kredi belediye meclisinden nasıl geçti?

   Meclis öncesi Ak Parti grup toplantısında kredinin kullanılıp kullanılmaması konusunda neden grup kararı alınmadı?

   İlçe Başkanı Sarı Ak Parti grubunu ortadan ikiye çatlatan bu kredi konusunda duruma el koyma gücünü neden kullanmadı?

   Atı alan Üsküdar’ı geçtikten, yani paralar olur olmaz yerlere harcandıktan sonra yapılan girişimlerin sonuç vermeyeceğini Başkan Sarı bilmiyor muydu?

GÜÇ MÜ YETMEDİ?

   ‘O gün gücüm yetmedi’ diyorsa bunu açıkça deklare etmeli ki yeni soruların önü açılsın.

   62 bin insana hizmet vermekle yükümlü bir kurumun 10 yıllık geleceğini ipotek altına alan bir borçlanmadan söz ediyoruz. Ak Parti İlçe Teşkilatı tepkisini ortaya koyup buna engel olamadıysa istifa etme yolunu niye seçmedi?

   Sayın Sarı belediye başkanlığına aday olurken kasası tam takır kuru bakır bir kurum devralacağını bilmiyor muydu?

   Kredinin kabul edildiği meclis oturumuna katılmayıp ‘evet’ çıkmasına neden olan üyeyi ikinci kez meclis üyesi seçtirip belediye başkan yardımcılığı koltuğuna kim oturttu?

   Haksız yere ve uyduruk faturalarla belediyeden nemalanan basın kuruluşlarının isimleri ve aldıkları para miktarları derhal açıklanmalı.

   Başkan Sarı onunla birlikte yukarıdaki sorulara da yanıt vermeli.

   “Bizim derdimiz ilçemizdir, milletimize hizmettir, geleceğimizi iyi bir şekilde inşa etmek, hoş bir seda bırakmak, Rabbimizin hoşnutluğunu, rızasını kazanmak; milletimizin emeğini, duygularını sizin gibilerin sömürmesine engel olmaktır” diyor Sayın Sarı…

   Verilecek onlarca dünyevi işin hesabı, uhrevi laflarla süslenerek kapatılmaz.

   ‘Delikli kuruşun hesabını sorarız’ makamındaki beylik laflar da kimseyi kurtarmaz.

   Sayın Sarı yetkisi olduğu halde son 8 yılda olan bitenlerin müdahili olmak yerine sessiz şahidi oldu mu olmadı mı?

   Önce onu bir açıklığa kavuşturalım.

  

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tuncel çabaş
Tuncel çabaş - 11 ay Önce

Belediye gönül işdir diyorlar devlet belediye işlerinde hatır katır gönül işleri olmaz.sonra isak sarının avukatlıkta yaptığı kanunsuzluklarıda biliyoruz.banada yaptığını.

mustafa fidan
mustafa fidan - 11 ay Önce

karasuda bunca aç fakir varken belediyeye gelen iller bankası hissesinden bu zamana kadar medyaya para ödeniyormuydu belediyeden haraç alıyorlarmıydı belediyede gider makbuzlarında bellidir kim ne kadar almış açıklansın