Bu tablo kimin eseri

   2.Dünya Savaşı’nın başlamasına iki yıl vardır… Alman işgali altındaki Paris’te düzenlenen sergiye katılan bir Nazi generali ‘Guernica’ isimli tablonun önünde durur ve ressama sorar:

   "-Bu tabloyu siz mi yaptınız?"

Ressam duraksamadan cevap verir:

   "-Hayır, siz yaptınız!"

                   

***

   Guernica, İspanya’nın Bask Bölgesi’nde bir kasabadır. 26 Nisan 1937’de Alman Nazi kuvvetlerine bağlı Kondor Lejyonu ve faşist İtalyan yönetiminin Lejyoner Hava Kuvvetleri’ne ait 28 uçağın gerçekleştirdiği saldırı ile yerle bir edilir. 

   Dört saat süren saldırıda 40 bin kilo patlayıcı kullanılır. Bombalardan kaçmayı başaranlar avcı uçakları tarafından tek tek hedef alınır. Bombardımanda 1654 kişi ölür, 889 kişi yaralanır.

   Kimi kaynaklar Guernica’nın, Hitler’e bir doğum günü hediyesi olsun diye bombalandığını öne sürer.

   2. Dünya Savaşı sonrası tarihi Nürnberg duruşmasında yargılanan Nazi ordusunun hava kuvvetleri komutanı ve Gestapo’yu kurup yönetmiş Göring'in mahkemedeki itirafları şöyledir:

   "…Onu (Hitler), Franco'ya her şart altında destek vermesi gerektiği konusunda uyardım. Böylece, öncelikle o bölgede komünizmin daha da yayılmasının önüne geçebilirdik. Ayrıca şu veya bu teknik konuda testler yapma imkânı sağlayabilirdik."

   Almanya Guernrica saldırısı nedeniyle özür dilemek için tam 60 yıl beklemiş…

   İspanyol Parlamentosu 1999’da, bombaların General Franko'nun emriyle atıldığını açıklamıştır. Franko, bu gerçeği 30 yıl boyunca inkâr etmiştir.

   Cumhuriyetçi İspanyol hükümeti, Paris 'teki 1937 Dünya Fuarı kapsamındaki sanat sergisinin İspanya'ya ayrılan bölümünde sergilenmek üzere, dönemin ünlü ressamına bir duvar resmi sipariş eder. O ressam bütün işlerini bırakıp 14 günde 7,76 m eninde ve 3,49 m yüksekliğinde anıtsal tabloyu tamamlar.  

   Girişte sözü edilen Alman generalin sorusuna “Bu tablo sizin eseriniz” diyen İspanyol ressam Pablo Picasso’dur.

   ‘Guernica’ ise dünyada gelmiş geçmiş ‘savaş karşıtı başyapıt’ olarak bilinir.

   (Guernica katliamını anlatan kitabı 1975’li yıllarda okumuştum. İstanbul’a gittiğimde Kadıköy’ün arka sokaklarında tablonun kopyasını buldum. Halen salonumda asılıdır.)

***

   Günümüze gelirsek…

   Türkiye ‘sistem değişikliği’ adı altında gerçekleştirilen bir dönüşümün sancılarını yaşıyor.

   Yılların deneyiminden geçilerek şekillenen asırlık kurumlar yok ediliyor.

   İşe alımlarda liyakat yerini torpil ve kayırmacılığa bırakmış.

   Ekonomide, eğitimde, sağlıkta, sanayileşmede uygar batı ile aramızdaki mesafe giderek açılıyor.

   Şu halimize bakın…

   Üniversite hocası okuttuğu kız öğrencileri fuhuş yapmakla suçluyor…

   Aynı üniversiteden cemaat mensubu bir başka akademisyen, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün rehberi çıkıyor. Üstelik bu akademisyenin onlarca Pensilvanya seyahatinden hiç kuşkulanmayan o üniversitenin rektörü YÖK Kalite Kurulu Başkanı yapılıyor.

   Sahte lise diplomalı milli güreşçi önce iktidar milletvekili, sonra bakan yardımcısı ce Cumhurbaşkanlığı danışmanı yapılıyor… Yetmiyor bir devlet bankasının yönetim kurulu üyeliğine getiriliyor.

   17 hukuk fakültesinin dekanlığına hukukçu olmayan kişiler atanabiliyor.

   Uyulması zorunlu Anayasa Mahkemesi kararları büyük bir pervasızlıkla görmezden geliniyor.

   13 yıl boyunca üniversiteye giriş sınavları çalınıyor, dönemin Cumhurbaşkanı buna çanak tutan merkezin başkanına kefil olabiliyor.

   Atamayla gelmiş bakanlar meclis kürsüsünden seçilmiş milletvekillerini yalancılıkla suçlayabiliyor.

   Sağlık Bakanı virüs salgını nedeniyle meydana gelen ölümlerin sayısını gizliyor.

   Ülke savunmasını ilgilendiren hayati konular, iki süper gücün karşılıklı pazu gösterisinin aleti ediliyor.

   Hazinenin 128 milyar doları dövizi baskılamak adına sıfırlanıyor, kasa eksiye geçiyor.

   ‘Şerefsiz, onursuz, karaktersiz, haysiyetsiz, hain, hırsız’ sözcükleri siyasetin tercih edilen dili haline geliyor.

  

***

   Bu böyle sürmeyecek…

   Gün gelecek tarumar edilmiş ülkenin hali birileri tarafından yazıyla-çiziyle bir tuvale yansıtılacak.

   O tabloya bakıp “Bu tablo kimin eseri?” sorusu sorulduğunda işaret parmakları nereye yönelecek dersiniz?

   Yanılmadınız.

   Çünkü bu eserin sahipleri ayan beyan ortada.

  

  

YORUM EKLE