Denize de hizmet

   Hep deniz bize hizmet edecek değil ya. Üstelik ilçemiz, denizi ile nam salmışken... Yaz biterken ben de deniz için yapılması gerekenleri yazmak istedim. Belki de geç kaldım!

  Öncelikle, hem sahildeki, hem de denizdeki taşların temizlenmesi lazım.

  Bu yaz, sahilde gezerken ayağı taşa takılan insanlarımız oldu! Komik değil mi? Hatta bunlardan tanıdığım birisi, omuzunu zedeledi! Dünyanın en iyi kumsallarından biri, mavi bayrak almış denizimizin kumsalı, taşlarla dolu. Özellikle Rodiburger ve Yavuzyiğit Pansiyon arkası...!

  Yüzlerce insanımız da suya girdiğinde, suyun içindeki taşlara bastı ya da ayağını vurup parmaklarını incitti. Hani derler ya, "Birisine beddua edeceksen ayak serçe parmağını sehpaya çarparsın inşallah!" diyeceksin. "Karasuda denize girersin inşallah!" diye güncellendi bu dua bilesiniz! Karasu'da denize girip de ayağını taşa çarpmayan insan pek azdır. Üstelik böyle bir çarpmaya ilk anda hazır olmayan birisinin canı daha çok yanar. Ve feryatta "Hay senin belediye kere..!" başlar.

  Kumsalın bir kısmı traktörle temizleniyor. Özellikle, Liman tarafındaki "Özürlüler Plajı'nda". Ben, düşerek omuzunu inciten vatandaştan öğrendim böyle bir plaj olduğunu. "Orayı hergün temizliyorlar da, buraları neden temizlemiyorlar!" diye sitem ediyordu.

  Tabii kumsal ve deniz ile ilgili hizmet ve yaptırım olayı, Büyükşehir Belediyesine ait. Bizim buradan sözümüzü işittirmemiz zor. Karasu Belediyesinin Büyükşehirle koordineli olarak başlatması lazım böyle bir kampanyayı. Ancak yaz biterken, yani şimdilerde bir kıyı temizliği yapılmalıdır. Hem böyle bir organizasyonda, denizin bu aylarda da güzel ve girilebilir olduğunu görmüş olur halkımız.

  Yaz sonunda ve yaz başında yapılacak umumi bir kumsal temizliği, denizimizin değerini daha da artırır. Gerekli de...Yoksa önümüzdeki yıllarda taşa kafasını çarpanlar, ayağını sakatlayanların açacağı tazminat davalarına da büyük paralar ödemek zorunda kalabilirler.

                *****

  Bu sene, büyük balıkçı teknelerini göremiyoruz kıyılarımızda. Balığa en azından kaçacak bir sahil kalıyor. Bu da amatör balıkçılığımızın değerini artırıyor. Sahil Güvenliğin ilçemize yaptığı en büyük hizmet de budur.

  Önceden böyle bir şeye niyet eden tekne, sahil güvenliğin fark edip gelmesine kadar ağlarını toplayıp kaçıyordu! Ama şimdi cesaret bile edemiyor, çünkü sahil güvenlik tepelerinde!

 Önceki yıllar, kıyılarımıza 100 metreye kadar yanaşan balıkçı ve midye tekneleri yok, diplerimizi taramıyorlar artık. Sahilde tek gördüğümüz, limanımızda sıra bekleyen gemiler... Ha bir de küçük kayıklarla balık avlamaya çalışan, ailesinin rızkı için uğraşan Karasulular...

               ****

  Sahillerimizi bekleyen en büyük tehlike ise, liman girişini derinleştirmek için dipten kum alınması ve bu kumun Karasu sahillerini yamamak yerine başka amaçlarla kullanılması. Bu yüzden sahillerimiz hızla daralıyor. Bakalım bu kış nasıl geçecek, fırtınalara karşı koyabilecek miyiz!

YORUM EKLE