banner181

“Temel ilkemiz, önce dersi sevdirmek sonra öğretmek”

ÖZŞEN Koleji 1 Eylül’den itibaren eğitim ve öğretime başladı.

“Temel ilkemiz, önce dersi sevdirmek sonra öğretmek”

1996 yılından bu yana Karasu’da dershane hizmeti veren ÖZŞEN faaliyet alanını genişletti. Ana Sınıfı, İlkokul, Ortaokul ve Anadolu Lisesi’nin yer aldığı ÖZŞEN Koleji 1 Eylül’den itibaren eğitim ve öğretime başladı. ÖZŞEN Öğretim Kursu da faaliyetlerine devam edecek. ÖZŞEN kurucu ortağı Recep Özdemir, kolej olarak iki derse özel önem verdiklerini belirterek, “Matematiği korkulan ders olmaktan çıkaracağız. Ayrıca okulumuzda her derecedeki öğrenciye bir yılın sonunda günlük yaşamda kendini ifade edebilecek kadar İngilizce konuşma becerisi kazandıracağız” dedi.

   Recep Özdemir ÖZŞEN Koleji’nin ilkeleri ve hedefleri konusunda Karasu Haber’in sorularını yanıtladı.

   - Pandemi dolayısıyla yüz yüze eğitimin gecikebileceği söyleniyor. Özel okullara Eğitim ve öğretime başlamak için Milli Eğitim Bakanlığı’ndan izin çıktı mı?

   R. ÖZDEMİR: Milli Eğitim Bakanlığımız sınavlara girecek olan 8’nci ve 12’nci sınıf öğrencilerimize kurs kapsamında okullarda yüz yüze eğitime izin verdi. Bu sınıflarla 1 Eylül 2020 Salı günü okulumuzda eğitime başladık. Bilindiği üzere bu sınıflardaki öğrencilerimiz sınavlara gireceklerdir. Okulumuzda sınıf ortamları elverişli olduğu için ve bu imkânları öğrencilerimizin hizmetine tamamen sunabileceğimizden dolayı eğitim; okulumuzda haftanın her günü ve tam gün şeklinde devam edecektir. Zaten bu imkânlara sahip özel okullar açıldığında, çocuğu sokaktan çekmiş olacak. Öğrencinin riskli ortamdan kurtularak sağlıklı ortama çekileceği hesaplanarak böyle bir karar alındı. Ama devlet okullarında bu imkânlar kısıtlı olduğu için farklı eğitim senaryoları üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.

   Bunun yanı sıra okulumuz anaokulundan lise sona kadar tüm sınıflarla 21 Eylül tarihinden itibaren ders başı yapmış olacak. Biz ÖZŞEN Koleji olarak bir sınıfta dört öğrenci bile olsa eğitim ve öğretimi başlatacağız.

   -Bakanlık devlet okulları ile özel okullar arasında farklı bir uygulama mı yapıyor?

   R. ÖZDEMİR: ÖZŞEN Koleji’nin devlet veya diğer özel okullardan farkı ne olacak diye sorulduğunda şunu söylüyoruz. Okul olarak anaokulundan lise sona kadar tüm sınıflarda okuyan öğrencilere bir yıl içinde meramını anlatacak kadar İngilizce konuşma becerisi kazandıracağız. Bizim kolejde sadece tek dil verilecek. Diğer bazı özel okullarda reklam olsun ve dikkati çeksin diye ikinci bir yabancı dil olduğunu biliyoruz. Ama henüz tek dili bile başarmış değiliz. Çünkü İngilizce öğretiminde öğrenciye gramer kurallarını dayatıyoruz. Bir yabancı dilde önce meram anlatmak mı yoksa o dilin kurallarını öğretmekte mi olmalı? Biz günlük konuşma dilini öğrenciye vermemiz lazım. Biz diyoruz ki ÖZŞEN Koleji’nde çocuk bir yıl içinde meramını anlatacak derecede İngilizce öğrenecek. Bunu sağlayamazsak o alanda kendimizi başarısız kabul edeceğiz.

   Bu iddiada 12’nci sınıfları tamamen 8’nci sınıfları da kısmen ayrı tutuyoruz. Çünkü onlar önümüzdeki haziran ayında sınava girecekleri için onlara futbol tabiriyle şut çalışması yaptıracağız. Haliyle bu iki sınıfla ekstra oynama şansımız yok. Hedef girilen sınavı başarı ile tamamlatmaktır.

   -Bunu nasıl başarmayı düşünüyorsunuz?

   R. ÖZDEMİR: Dil öğretmeni arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Diyoruz ki, haftanın belli günleri, örneğin Çarşamba ve Cuma günleri yemekhanede Türkçe yerine İngilizce konuşulacak. Yemeğini, suyunu, servisini isterken yabancı dili kullanacak. Bu uygulamayla çocuk pratiğin içine girmiş olacak.

Bu örnek genişletilebilir. Diyelim Salı ve Perşembe günleri belirli saat dilimleri arasında çocuk kantine gidip bisküvi, çay ve tost isterken tamamen İngilizceyi kullanacak. Burada gerekirse İngilizce öğretmeni tezgâha geçip öğrenciye destek olacak. Bu uygulama belirli bir program içinde spor faaliyetleri ile tiyatro, drama benzeri kültürel etkinliklere yayılacak.

Pandemi dolayısıyla çocukların çok kalabalıkta durmamaları gerekiyor. Ders planlamamızı ona göre yapacağız. Örneğin çocukların bir kısmı teneffüsteyken bir kısmı ders yapacak. Öğrencilerimiz Pandemi şartlarına uygun bir şekilde eğitim görecekler. Mesafe ve maske kurallarına uyulacak, derslikteki öğrenci sayıları gerekişe 10 öğrencinin altına düşürülecek, sabah okula girerken mutlaka her öğrencinin ateşi ölçülecek, velileri aranarak sağlığıyla ilgili bilgi alışverişi sağlanacak. Bu sayede çocuklarımız sağlıklı bir şekilde eğitimlerinin devam etmesi sağlanacaktır.  Bu eğitim modelinde koç öğretmenlik devreye girecek. Sıkı takip ve yönlendirme esas alınacaktır. Güzel bir planlama yapılacak ve öğretmenimiz veliyle sık sık temasa geçecektir. Ders programları ve çocuğun evdeki performansı sürekli olarak takip edilecektir. Çocuğun o plana uyup uymadığı kontrol edilecek.

Okulun her katında kütüphane var. Çocuk dersten sonra öğretmen gözetiminde ödevini orada yapabilecek.

MATEMATİK İSTİKRAR VE AZİM İSTER

   -Türkiye’de öğrencilerin matematiğe karşı bir alerjisi var. Çoğu öğrenci bu dersi sevmiyor. Siz bu sorunu nasıl aşmayı planlıyorsunuz?

   R. ÖZDEMİR: Bu gün öğrenciler üniversite sınavına girerken ister sözel alanı, ister sayısal alanı ve isterse eşit ağırlığı tercih etsin, şu andaki sistemde ilk sınavda 40 tane matematik 40 tane Türkçe sorusu var. İhtisas alanı dediğimiz fen ve sosyalde ise sadece 20’şer soru bulunuyor. Diyelim öğrenci tıp istiyor. İlk sınavın ikinci sınava yaklaşık olarak yüzde 40 etkisi var.

   Öğrenci iki yıllık ama sayısal bir okul istiyor. İlk sınavda sözelden fazla soru yaptığı takdirde, fen ve sosyalden az soru çözse dahi istediği bölüme girme şansı yükseliyor. Kısaca matematik ve Türkçe olmadan bir çocuğun doktor, hukukçu ya da iyi bir mühendis olma şansı yok.

   Ancak bizim çocuklarımızda bir matematik fobisi var. Matematikten korkuyor çocuklar… Bir başka tarifle bizim en başarısız derslerimizin başında matematik geliyor. Sebebi şu: Matematik istikrar isteyen bir ders. Yani çocuğun önce temeli kavraması lazım. Dolayısıyla matematiğe başlangıçta biraz daha fazla emek vermesi gerekiyor. Örneğin sosyal derslere bir saat ayırıyorsa, matematiğe iki saat, üç hatta dört saat ayırması gerekiyor. Bu zaman ayrılmadığında matematik deyim yerindeyse topal ördek oluyor. Sonrasında da matematik yarım yamalak gidiyor. Hiç tarih bilmeyen bir insan ortaçağ tarihine çalışsın, kısa sürede uzmanı olur. Bunun için ilkçağ tarihini bilmesi gerekmez, yakınçağ tarihine de ihtiyacı olmaz. Ama matematik zincirin halkası gibi; temel olmadan başarı gelmez.

Biz de diyoruz ki, ÖZŞEN Kolejimize çocukları aldığımızda gerekli gayreti ve gerekli özeni göstereceğiz ve çocukların matematik derslerinin altyapısını feraha çıkaracağız. Çocuğa not vermeyeceğiz, matematiğin temel kurallarını öğreteceğiz. Dersi oyun haline getirip sevdirerek kavratacağız. Aynı zamanda kurduğumuz sistemle bunu velilerle paylaşacağız.

BU DERSE ZAMAN AYRILMALI

   Çocuğun matematikte başarılı olması için çok zeki olmasına gerek yok. Sadece istikrarlı bir çalışmaya ihtiyacı var. Gerekli özeni gösterip gerekli zamanı ayıran her çocuk matematikte mutlaka başarılı olur. Eğer başarısızlık varsa gereken özen ve zamanda istikrarsızlık var demektir.

Şimdi baktığımızda çocuk masanın başında 20 dakikadan fazla oturamıyor. Bir gözü televizyonda bir gözü derste… O şekilde zaten başarı beklemek hayal. Zihinsel etkinliğin bir noktada odaklanması gerekir. Bu sefer de başarısız oluyor.

DANIŞMAN ÖĞRETMEN TAKVİYESİ

   -Sosyal medyanın ve yaygınlaşan yeni iletişim araçlarının eğitime olumlu veya olumsuz etkisi konusunda neler söylersiniz?

   R: ÖZDEMİR: Ben 33 yıllık öğretmenim. Şu anda gördüğüm şu: Çocuk ders çalışmıyor; boş zamanlarında ders çalışmaya çalışıyor. İşin bir diğer yönü, veli de bunu kanıksamış durumda. Çocuk gezecek, oynayacak, telefonda, bilgisayar başında zaman harcayacak, zaman bulursa da lütfedip ders çalışacak. Manzara ne yazık ki bu… 10 sene önce daha iyi durumdaydık. Planlı bir ders çalışma söz konusuydu. Biz dershanemizde bir çalışma programı hazırlıyorduk. Veli bize gelip çocuğunun odasından çıkmadığı bilgisini verirdi. Çay içme saati bile belliydi. Veliler evde çocuklarını rahatsız etmemek için balerin tarzı yürüdüklerini söylerlerdi. Çünkü öğrencinin hedefine koyduğu bir üniversite ve bölüm vardı. İşte o çocuklara test dağıttığımızda sınıfın bir ucuna gitmeden soruları bitirirlerdi. Yani o kadar serileşmiş. Gittiği okula bakıyorsun ODTÜ… O çocuk bunun bedelini ödedi ve sonucunu aldı. Şimdi bakıyoruz yine zeki çocuklar var. Ancak 10 yıl önce ilçemizden yüksek puanla girilen ve en çok tercih edilen bölümlere gidebilen öğrenci sayısı azaldı. Ne oldu da düştü? Ders çalışmıyorlar, bunun başka bir tanımı yok!

   -Peki, çare nedir?

   R. ÖZDEMİR: Biz de diyoruz ki, hayır. Çocukları özellikle danışman öğretmen (koç-öğretmen) sistemiyle aktive ederek gerekirse 24 saat gözaltında tutacağız. Özellikle korona, olumsuzluğunun yanında bir anlamda fırsat da yarattı. Öğretmenlerimizle konuşup bilgi altyapısını veriyoruz. Öğretmenimiz çocuğa program yapacak ve evde takip edecek. Örneğin bu akşam kaç soru çözmesi gerektiğini söyleyecek, veli de kontrol edecek. Şu anda velilerimizle bunu paylaşıyoruz. Diyoruz ki; eğer çocuğunuz nazlanacaksa buraya çocuk getirmeyin. Bizden not isteyecekseniz yine çocuk getirmeyin. Burada biz çocuklara öğretmeye çalışacağız. Onları birey olmalarını sağlayalım istiyoruz.

Şu anda hedefsiz, plansız ve programsız bir gençlik var. Şunu istiyoruz; çocuğu okulumuza aldığımız zaman periyodik aralıklarla testlerden geçirelim. Dikkat, heyecan, ilgi, yetenek, zekâ ve benzeri… Önce çocuğun alanını bir çizelim, veliyle bunları paylaşıp ondan sonra o alanda ilerleyelim. Ancak her testi çocukla paylaşamazsın. Veliye durumu aktarıp bu bilgileri arşivleyelim. Yapmak istediğimiz bu.

SOSYAL FAALİYETLER

   -Ders dışı ne tür faaliyetler düşünüyorsunuz?

  R. ÖZDEMİR: Çocukların sıkıldığı zamanlar olacak. Okulumuzun alt yapısı bu tür ihtiyaçlarını karşılamak için planlandı. Görsel sanatlar sınıflarımız var. Teknoloji-tasarım sınıflarımız var, müzik odalarımız var. Yüzme havuzumuz ve bahçede her öğrenci grubuna hitap edecek oyun alanlarımız var. Tabi bunlar gelişigüzel değil, rehberlerin gözetiminde değerlendirilecek sosyal faaliyetler.

Güncelleme Tarihi: 03 Eylül 2020, 15:12

Karasu Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER