banner388
banner400

Denizin seviyesini mi yükseltsek!

banner403

KENDİMİZE ŞUNU SORALIM; KARASU SAHİLİNDE BİR DÜZENLEME YAPMAK VE ORADA YILLARDIR SÜREN KEŞMEKEŞE SON VERMEK GEREKMİYOR MU?

Denizin seviyesini mi yükseltsek!
banner399

Herkes Karasu sahilinde başlatılan yeni projeyle ilgili olarak eteğindeki taşı bir güzel döktü.

Kimi yolda gezintiye çıkanların denizi göremeyeceği endişesiyle duvar yapılmasına karşı çıktı.

Kimi işletme sahibi benzer gerekçeyle tesisinde oturup yemeğini yiyen, çayını kahvesini yudumlayan müşterilerinin görsel zevkinin sekteye uğrayacağı iddiasıyla öfkelendi.

Sonuçta… ‘Bu duvar ne, yazıklar olsun’ diyen de oldu, ‘Bravo Başkan, bundan iyisi olmazdı’ diyen de…

Konuya kişisel çıkar penceresinden yaklaşıp hiçbir bilimsel temele dayanmayan ve cehalet kokan karşı çıkışlar da elbette üzücü… Özellikle projeye at gözlüğü ile bakanların arasında yüksekokul bitirmiş gençlerin bulunması şık olmadı!

Her şey bir yana, kendimize şunu soralım…

‘Sahilde bir düzenleme yapılması ve orada yıllardır süren keşmekeşe son verilmesi gerekmiyor muydu?’

Bunda fikir birliği sağlıyorsak eğer, duvar bahanesiyle projeye tümden karşı çıkmak doğru bir tavır değil.

Karasu sahilinin sorunları çok boyutlu; önce bunları ortaya koyalım ki, durum netleşsin.

Birinci ve asıl olanı şu:

Küçükboğaz kıyısından Sakarya nehir ağzına kadar, Karadeniz Caddesi’nin kuzeyinde 800’den fazla arsa var.

Belediyenin 65 yıl önce sattığı bu 675’er metrekarelik arsalar tapulu ve sahipli.

Belediye Başkanı İshak Sarı’nın bir açıklamasında dile getirdiği gibi, “Tapu sahipleri arsalarını çitle çevirse kimse denize girecek yol bulamaz!”

Bereket Kıyı Kanunu var ve burada her türlü yapılaşma, duvar, çit, avlu ile benzeri şeyleri yapmak yasak.

Biz yıllarca bu arsaların bir şekilde tasfiye edilmesini önerdik durduk. Belediyenin bunları kamulaştıracak gücü yok.

En akla yakın çözüm, Hazine arazilerinde arsa oluşturup sahildekilerle takas edilmesi. Şimdi böyle bir çözüm için girişimlere başlandığını biliyoruz.

Sahilin bir diğer sorunu, yüzyılların birikimi kum tepelerinin son 20 yılda göz göre göre yok edilmesidir. Deniz kendine bir set yapmıştı ve bizler bu seddi yağmalayarak fırtınalı havalarda kabaran Karadeniz’in azgın dalgalarına ‘Buyur, dilediğin yere kadar gel’ davetiyesi çıkardık.

Onun içindir ki, 12 Şubat 2012 sabahında dalgalar Karadeniz Caddesi’nin aşarak geri plandaki yazlık konutları bastı. Unuttuk mu yoksa o felaketi?

Bir belediye yetkilisi her yıl Karadeniz Caddesi’ne yığılan ve iş makineleriyle kaldırılan kumun 300 kamyonu aştığını söylüyor. Bunun nedeni sorgulamayalım mı?

Bu iş ‘duvar yapılsın-hayır yıkılsın’ basitliğine indirgenemez. Bir önerisi olan söylesin.

Bana göre Karadeniz kıyılarını eski haline getirmedikten sonra oraya ne yaparsak yapalım sonuç vermez. Bir iki yıl göz boyarsınız o kadar.

Yeni projeye bağlı olarak yapılan duvar kumu tutacak deniliyor. Tutacağı kesin de nerede ve ne kadarını?

O projeye başlamadan önce yapılması gereken bir iş vardı, maalesef atlandı.

Rüzgârla birlikte geri plana akan kumlar caddeye ulaşmadan daha geri planda tutulabilirdi. Böylece orada kendiliğinden kum tepeleri oluşabilirdi. Projedeki duvara da gerek kalmazdı. Taşınabilir beton bariyerler ve tahta perdeler kum akışını pekâlâ keserdi.

Sonrasında da bu tepelere kumda yetişen zambaklar dikilerek hem erozyon önlenir hem de sahilde yaz kış yeşil kalan bir şerit oluşturulurdu. Bence zamanı geçmiş değil…

Projenin ilk halinde araçlara üç şerit ayrılmıştı. İkiye düşürüldüğü iddia ediliyor. Bu yanlış. Fazlası da olmaz çünkü orası yarış pisti değil.

Şezlongları da sahile askeri düzen içinde yerleştirmek de olmaz. Peşinen söyleyeyim.

Fırtınalı havalarda girilecek birkaç havuz olabilirdi. Arsalar tasfiye edilirse mutlaka düşünülmeli.

Bu yazdıklarım, akşam yastığa başımı koyduğumda zihnimde anlık olarak beliren öneriler değil. Karasu sahillerinde erozyon başladığı günden beri gittiğim Ege ve Akdeniz tatil yörelerinde uygulanmış projeleri inceledim. Bunları fotoğraflayıp ilçeye dönüşte notlarıyla birlikte belediyeye sundum.

Google dünyanın en büyük ansiklopedisi. Bizim gibi sorun yaşayan ülkeler hangi çözümleri bulmuş, orada var.

Şu kumu çalmış, bu kumu taşımış, beriki sahili yağmalamış…

Efendim, o duvar caddede yürürken mavi denizi gizlermiş…

Ne yapalım yani, denizin seviyesini mi yükseltelim!

Bunların tümünü unutun.

Bu sahili eski doğal haline nasıl getirebiliriz, ona bakalım.

Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2021, 18:23

Cihan Ersöz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner391

banner390