Kapalısın ver bir koz!

BEYNİNE İSTİFLENMİŞ GÜNCEL SORUNLARI BELİRLİ BİR SÜRE ZARFINDA UNUTMAK İÇİN ZAMAN ÖLDÜRMEK İSTEYENLERE 66 OYUNU BULUNMAZ BİR İLAÇ GİBİDİR. TARAFLARI YORMAZ. KUMARI PEK OLMAZ.

Kapalısın ver bir koz!

66 iki kişiyle oynanan ve el almaya dayalı en basit kozlu iskambil oyunudur.

Tarihçesini vereyim de şu kapanma günlerinde balkonuna bile dört bir tarafı kolaçan ederek çıkabilen vatandaşlarımıza bilgi anlamında bizim de bir nevi katkımız bulunsun.

66, Avusturya icadıdır ve iki kişiyle icra edilir. Almanya ve Macaristan'da çok popüler olduğu söylenir.

Kayıtlara göre ilk defa Mariage Spiel adı ile 1715, bir başka bilgiye göre ise 1718 yılında oynanmıştır.

(Tesadüfe bakın ki bu tarihler arasında Osmanlı ile Avusturya arasında Macaristan üzerinde hâkimiyet kurma amaçlı Venedik Savaşı yaşanmıştı.)

Literatürde hile ve beraberlik oyunu olarak tanımlanan 66’nınTürkiye'de bilinmemesi mümkün olabilir mi?

Tahmin edileceği gibi asırlardır ekâbir kıraathanelerimizde sevilen ve yaygın bir eğlence aracıdır.

Tarihçesinde 66’nın bir evlenme/eşleşme oyunu olduğu yazılıdır. Buradan hareketle, karşıt cinsten iki oyuncudan erkeğin kadını yenmesi halinde masadan kalkmadan evlilik akdinin uygulandığını düşünenler çıkabilir. Ancak bu akıl yürütme doğru değildir. 

İşin aslı şudur: Bir oyuncu, oynama sırasın kendisindeyken, elindeki aynı renkte kız ve papaz'dan birisini yere atıp diğerini de gösterirse, evlenme/eşleşme olur. Bu eşlemeyi yapan puan kazanır.

Yani durum kâğıtlar arasındaki kız ve papazın aynı ele geçmiş olmasından kaynaklanır. Zoraki evlilikle filan ilgisi yoktur!

İnsanı bu oyuna cezbeden ise iki kişiyle oynanması olsa gerektir.

Beynine istiflenmiş güncel sorunları belirli bir süre zarfında unutmak için zaman öldürmek isteyenlere 66 bulunmaz bir ilaç gibidir. Tarafları yormaz. Kumarı pek olmaz.

66’nın en heyecanlı etabı, elinde yeterli sayıda koz olduğunu düşünen oyuncunun rakibine “Kapalısın ver bir koz”u ilan ettiği andır. Amaç güçlü elle rakibi kıstırıp ilan edilmiş oyun hâkimiyetini kabul ettirmektir.

Peşrevi geçip konuya geleyim…

Şahsen, bir yıl aşkın süredir korona virüsle mücadelede izlenen yol ve yöntemleri ve daha geniş anlamda uygulanagelen yönetim tarzını, ‘İktidar-halk’ arasında oynanan 66’ya benzetiyorum.

Bir kere oyunu her seferinde iktidar kuruyor. Kâğıtları o dağıtıyor. Ve nasıl oluyorsa oluyor, kozlar daima iktidar gücünü ilende tutanlarda toplanıyor. Oyunun karşı tarafındaki halka da valeden aşağıya kâğıtlarla idare etmek düşüyor.

Dağıtımda bir hile olup olmadığını sorgulamak cesaret işidir… Hasbelkader buna tevessül edenlerin ne vatan hainliği kalıyor ne de bozgunculuğu.

İktidar baktı ki köşeye sıkışma durumu var, hemen “Kapalısın ver bir koz” diyerek dağıtılmamış kâğıtları bir kenara itiveriyor.

Son açıklanan tam kapanma kararı da buna benziyor. Dünya bu tür kapatmalarda hiç değilse geçimi ticaret olan küçük esnafa destek çıkıyor. Bizde zerresi yoktur!

2002’den beri hemen her seçimde sandıkları patlatıp ne kadar kozu varsa iktidara gözü kapalı teslim etmiş halk çoğunluğunun söz söyleme hakkı var mı; tartışılır.

Elini avucunu bile isteye boşaltmış, neye ve kime itiraz edecek?

İşte bu nedenle küçük esnafa, işçiye, memura, emekliye velhasıl tüm dar gelirlilere ‘kapalısın’ fetvası yayınlayıp şatolarına çekilenlerin 66 oyununu çok sevdikleri su götürmez bir gerçektir.

İşin sırrı zaten buradadır…

Dilimizde “işi 66’ya bağlamak“ diye bir deyim var. Açılımını yazayım da durum netleşsin.

66 sayısı ism-i celâl’in ebced karşılığı olarak bilinir. Ebced’e göre “Allah”, “hilâl” ve “lâle” kelimeleri 66'ya karşılık gelir ve dolayısıyla Allah demektir.

Buradan hareketle 66’ya bağlamak deyiminin, işleri “Allah’a havale etmek” anlamına geldiğini belirtmiş olayım.

Sözün özü, sen sağ ben selamet

Bundan sonra işimiz Allah’a emanettir!

Güncelleme Tarihi: 30 Nisan 2021, 23:18

Cihan Ersöz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Celal Şen
Celal Şen - 5 gün Önce

Güzel bir analiz

murat eren
murat eren - 5 gün Önce

beynine kalemine yüreğine sağlık

SIRADAKİ HABER