Nusret Şen neden istifa etmişti?

Nusret Şen badiresini AKP yönetiminin de sessiz kalmasıyla atlatan anlayış, o istifanın üzerinden bir yıl sonra belediyeyi 2040 yılına kadar her ay ödenmesi zorunlu 450 bin lira borç yükü altına soktu.

Nusret Şen neden istifa etmişti?

   Ara sıra Karasu Haber’in arşivini karıştırırım. Yakın geçmişte neler yaşanmış neler. Çoğunu unutmuşuz.

   Aslında bunlar bugün yaşadıklarımızın birer habercisi olarak sayfalara nakşedilmiş gerçekler…

   Örneğin, 13 Ağustos 2014 tarihli Karasu Haber, Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası ‘Karasu Erdoğan dedi’ manşetiyle çıkmıştı. Bu yüzden, daimi encümenlikten ve belediye meclisi üyeliğinden istifa eden AKP’li Nusret Şen’in haberi deyim yerindeyse arada kaynamıştı.

   O günlerde Sakarya Kuzey’den Münir Ali Kara ile birlikte Nusret Şen’in işyerinde kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportaj 13 Ağustos 2014 tarih ve 556 sayılı gazetemizde genişçe yer almıştı.

   Nusret Şen o gün bizlere çok önemli şeyler anlatmıştı. Asıl önemlisi, AKP’li üyenin istifasından önce basına gönderdiği ve ‘kamuoyuna açık mektup’ şeklindeki açıklamasının içeriğiydi.

   O açıklamasında aynen şöyle demişti Nusret Şen:

   “Tüyü bitmemiş yetim hakkının beytülmali olduğunu düşündüğüm, sırtlanların kuşattığı Karasu Belediyesi’nde üç aydır bu manzarayı her gün görmekten gına geldi. Ciğerlerim eridi. Kovanlara çomak soktuk. Hak etmediğim hakaret ve aileme kadar uzanan çirkin ve hayâsız sözlere muhatap oldum!”

   Ne demekti hakaret ve hayâsız sözler?

   Mektubunda bunların ipuçlarını veren Şen ‘belediyenin bazı alımlarına karşı çıktığı için tehditler aldığını’ öne sürmüştü.

   Nusret Şen bununla kalmamış sosyal medyadan paylaştığı istifa dilekçesinde istifa gerekçesini şu şekilde duyurmuştu:

   “Buraya kadarmış. AK Parti seçmeninin seçtiği, fakat kadrolarında ve ilkelerinde AK Parti’nin etkin olamadığı Karasu Belediyesi’nden, AK Partili birisinin alnının akıyla gitmesi, kalmasından daha hayırlıdır...”

   O günleri hatırlıyorum. AKP’lilerin çoğunluğu bu istifayı sıradan bir olay olarak değerlendirmiş, bazıları ‘partiye ihanet’ olarak görmüştü.

   30 Mart 2014’te seçimler yapılmış…

   AKP ezici bir çoğunlukla sandıktan çıkmış ve 25 üyeli mecliste 19 üyelik elde etmişken…

   Partinin önde gidenlerinden bir meclis üyesi, hem yerde de daimi encümenliğe layık görülmüş bir isim…

   Henüz görevinin dördüncü ayında durduk yerde niçin istifa etmişti?

   AKP yönetimi istifayı engellemek adına bir çaba gösterdi mi?

   Yoksa “Bu adam ileride başımıza daha fazla dertler açar. Böylesi iyi oldu” diye mi düşündü?

   O veya bu…

   Bence Nusret Şen’in istifası, belediyeyi gelecekte büyük açmazlarla karşı kalabileceği endişesinin bir sonucuydu.

   Ne yazık ki, o endişenin haklılığı bu gün net şekilde ortada.

   Nusret Şen badiresini AKP yönetiminin de sessiz kalmasıyla atlatan anlayış, o istifanın üzerinden bir yıl sonra belediyeyi 2040 yılına kadar her ay ödenmesi zorunlu 450 bin lira borç yükü altına soktu.

   Burada kimse, sorumluluğu sadece dönemin belediye başkanına, yardımcılarına, meclis üyelerine ve belediye personeline yükleyip aradan sıyrılmak kolaycılığına kaçmasın.

   Bu işin vebali…

   O günün AKP yönetiminin…

   Muhalefet partilerinin…

   Sivil toplum kuruluşlarının…

   Ve özellikle basının üzerindedir.  

   Gelin tarihe yeniden dönelim…

   İkinci Dünya Savaşı öncesinde Yahudileri toplama kamplarına göndermekle görevli Alman Nazi subayı Adolf Eichmann, 1945’teki yenilgi sonrası Arjantin’e tüyer. Mossad onu kaçırıp İsrail’e getirir. (Son Operasyon adında filmi var; öneririm) Eichmann’ın yargılama sırasında savunması şöyledir:

    “Ben sadece verilen görevi yaptım. Yahudileri toplayıp kamplara gönderdim. Gaz odalarında öldürülüp fırınlarda yakılacaklarını bilmiyordum.”

   Benzetme ağır kaçsa da bu gün şahit olduğumuz durum budur.

   Birileri diyor ki, “Partimizin adayıydı, sadece seçilmesine destek olduk. Bunları yapacaklarını tahmin etmemiştik!”

   İyi de “Nusret Şen’in çıkışını niye ciddiye almadınız? Neden sizler de benzer yürekliliği göstermediniz” diye sorası geliyor insanın!

   Şöyle bir savunma da var:

   “Bazı konular yargıya intikal etti. Üzerinde konuşmak olmaz!”

   Tam 22 ay olmuş,  1 milyon 200 bin lirası kaybolmuş belediye şirketi ilgili sorulara da verilen yanıt aynı: “Susun, yargıda!”

   Kuzum siz Karasu halkını aptal mı sandınız?

   Haberiniz yok mu; Eylül 2019’da başlayan 236 sanıklı Adnan Oktar davası 11 Ocak’ta tamamlandı.

   46 milyonluk kredinin ihale davasında 14 kişi yargılanıyor. Dava ertelenip duruyor. Zaman aşımı dolmadan biter mi dersiniz!?

   Babasının doğduğu tarihten önceki vakaları kendi yaşamış gibi anlatanların ahkâm kestiği günümüzde, yakın geçmişi unutulması enteresan bir durum.

   Arşivlerde neler yok ki. Hepsi sırayla ortaya dökülecek, bilesiniz…

                  Cihan ERSÖZ                                                 

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2021, 00:50

Cihan Ersöz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER