Karasu ve kıyı erozyonu

  ‘Umut ve özlem; bugünleri/yarınları kurtarmak yanında, gelecek kuşaklar adına, doğaya ve çevreye saygı olmazsa olmazımız olmalıdır.’

Karasu ve kıyı erozyonu

   Karasu, son günlerde yerelden ulusal basına ‘kıyı erozyonu’ üzerine yansıyan haberlerle gündem olur. Tabii ki sosyal medya da -imar/kıyı yağmacılığı çerçevesinde-Karasu sevdalılarınca bu yaşanan gelişmelere çok öncesinden dikkat çekilir.

 “Karasu ilçesinde kış aylarının sert geçmesi nedeniyle sahilin 2 km’lik kesiminde kıyı erozyonu meydana geldi. Dev dalgalar son 1 ayda 20 m’lik kısımda aşınmaya neden oldu.”

Yetkililerce, bu yıl çok hızlı aşınma yaşandığı ve bakanlığın inceleme başlattığı, erozyonun yıllara yayılan durum olduğu, dalgakıranların bulunduğu kesimde erozyon meydana gelmediği, yaklaşık 2 km’lik kesimde olduğu, bu alana da dalgakıranların yapılması gerektiği söylenir.

Sorumluluk konumundaki yöneticiler üzerlerine pek alınmaz.

Habercilik ise toplumu aydınlatma/bilgilendirmeden öte fotoğraf alt yazısı şeklinde haber verme/yapma ötesine geçemez.

Klasik habercilikte yer alması gereken 5 N 1 K sorgulama içermez. Toplumu bilgilendirme sorumluluğu -günlük siyasetin arkasına takılma/yaranma, çıkarsal ilişkiler uğruna- pas geçilirken, sadece toplumsal sorumluluk çerçevesinde -her platformda ve de usanmadan- dile getirebilen (Muzaffer TATLI ve Cihan ERSÖZ ağabeyler gibi) bir avuç yürekli/yiğit insanlar olacaktır.

   Denizin son 1 ayda 20 m kadar içeri girdiği, sahil bandının erozyana uğradığı aktarılıyor. Denizin karaya yönelik tecavüzü, toprak/kum erozyonu aslında son bir ayın ya da son bir yılın bir ürünü değil. Yılların ihmali söz konusu.

Ancak toplum adına hesap sorma/ sorgulama olmadığı gibi yöneticiler/ilgiler tarafından da hesap verme gibi bir şey söz konusu değil. İşler Allah’a havale ya da yapanın yanına kar anlayışı. “Saldım çayıra Mevla’m kayıra” hesabı, sorumluluk/sorgu/sual/hukuk hak getire!

(Karasu’da güzel şeyler de oluyor: Sahil bandındaki yol/park/ kaldırım/çevre düzenlemesi, ışıklandırma, kentleşme/turizm açısından ilçeye görünüm olarak güzellik katmış, bir estetik yapı kazandırmıştır. Aslında belediye hizmeti olarak olması gereken olası işler…)

Karasu 2000’li yıllar öncesi İstanbul ve çevre illerin tatil yöresi sayfiye bölgesi olarak çarpık bir yapılaşma yaşar.

Karadeniz sahil çevre yolu altı -Sakarya/Yenimahalle-Küçükboğaz arası- tarım alanları imara açılarak Akdeniz/Ege benzeri 2-3 katı geçmeyen yapılaşma yerine -arazinin düzlem ve geniş olmasına rağmen- 5 katlı bitişik nizam içiçe apartmanlarla dolarak adeta betona gömülür.

Konut yapılaşması çarpık oluşunca denize/sahile ilişkin tasarruflarda çarpık olacaktır. Eskiden kum alınması olayı (kamu malının gaspı dışında) erozyon konusunda masum kalacaktır.

 Sakarya nehrinin Karadeniz’e olan katkısı/yüzyılların getirisi: Altın bir kumsal. Karasu sahilindeki yaklaşık 5 km’lik geniş bir kumsal alanın güzelliği övünç kaynağı, doğanın yöreye/yörede yaşayanlara paha biçilemez bir lütfuydu. Sonuçta Karasu’nun ve ülkenin tarihsel bir zenginliğiydi.

Başka Ülkeler ya da Ülkemin başka şehirleri/beldeleri bu tür doğa zenginliğini/güzelliğini yaşatmaya çalışır. Bu tür yerler bakir haliyle bırakılıp hiçbirşey yapılmasa bile bacasız fabrika olarak turizm olarak değer oluşturur.

Tıpkı antik kentler gibi ören yerlerini de SİT alanı olarak korumaya çalışır, hatta biraz daha abartarak UNESCO boyutuna bile taşınır.

Yatırım/planlama açısından verimlilik/yeterlilik önemli bir kıstastır. Toplumun/kamunun çıkarları esas alınarak projelerin etüd/ inceleme ve uzmanlardan oluşan bir kurul tarafından onaylanması önemlidir.

En basitinden limanın bilime karşı inat eseri olarak konuşlandırılması Karasu’nun/sahilinin doğayı tahrip edecek, Tarihsel zenginliği yok edecektir.

Ataların/eski insanların deneyimleri ile doğanın dengesi ile oynanmaya gelemeyeceği aşikârdır. Hadi bilime kulak vermediniz, basit bir gözlemle -kabaca göz var nizam var denilerek- limanın oraya konuşlanmasının yanlışlığı izan olarak anlaşılacaktır.

Ne diyelim, mendirek, mahmuzlar, dalgakıranlar ve oluşan kıyı erozyonu sonucu; yüzyılların mirası olan, gelecek kuşakların hakkı olan tarihsel bir zenginliği koruyamadık. Karasu sahilindeki denizin cömertliğini, bu güzelim tarihi mirası/zenginliği de heba etmeyi başardık.

Doğa eninde sonunda kendinden alınanı/çalınanı geri alamasa da bunun acısını kat be kat çıkarıyor, bir bedel ödetiyor, kendi dengesini bozan insanoğlunun dengesini bozuyor.

Toplumsal bilinç, sorumluluk, duyarlılık ve örgütlü mücadele tabiki çok önemli... 

 Çözüm mü, tabiki var: Akıl ve bilimin yeniden rehber edinilmesi ve de onun ışığında yürünülmesidir.

 Saygı, sevgi ve selamlarımla…

Güncelleme Tarihi: 28 Mart 2022, 14:34

Karasu Haber

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ulfiyecetinveisinibilir
Ulfiyecetinveisinibilir - 3 ay Önce

SIRADAKİ HABER