Önce kes, olmadı yak!

ÖNCE KES, OLMADI YAK! ORMANLARI BİTİRMENİN EN KESTİRME YOLU BUDUR...

Önce kes, olmadı yak!

Karadeniz Bölgesi’nde başlayan ve ‘Açmacılık’ diye tabir edilen orman talanının yaklaşık 80 yıllık bir geçmişi var.

Olayın bir boyutu orman alanlarının giderek yok olmasıysa, diğer tarafı da vatandaşın iş aş ve ekmek derdidir.

Fabrika yok, tarım yapılabilecek arazi miktarı kısıtlı. Hayvan gücüne dayalı tarım karın doyurmuyor.

Bölgemiz de iklim ve toprak yapısı itibarıyla fındık ürünü için biçilmiş kaftan. Öyleyse kap baltayı dal devlet ormanına!

Kesebildiğin ağacı kes, kalan filizi ve çalı çırpıya da ver ateşi; al sana fındık dikmek için mis gibi arazi!

Bu işin bir de ormancıyla cebelleşme boyutuna bakmalı.

İdare eden memuru var, etmeyeni var.

Rüşvet alanı var almayanı var.

Zaman zaman fındık fidelerinin jandarma nezaretinde sökülmesi var.

Öküzüne, arabana, traktörüne el konulması var.

Ve sonuçta affı Anayasa’yla yasaklanmış hapis cezası var.

İşte bu son madde açma açan vatandaş için gayrı resmi arazi tapusu gibidir.

Sınırları herkesçe bilinen o tür araziye adımını atamazsın. Çünkü karşında “Ben burası için şu kadar yıl mahpus damında yattım” diye başı külahlı eli silahlı adam bulursun.

Ne cinayetler işlenmiştir, sahiplenilmiş ormanlarda sınır ihlalleri için.

Orman suçlarında af yok diyoruz demesine, ama bu cezalandırma kişilere yöneliktir. Devlet kıyılan ormanların kalan arazilerine el koymak yerine 2B benzeri yasalarla, imar barışlarıyla bunlara tapu sağlamıştır.

Bu bir tercih meselesidir.

Bir tarafta orman varsa diğer tarafta da vatandaşa geçim kaynağı olan ve her yıl 2 milyar dolara yakın döviz kazandıran fındık vardır.

Neyse ki, Anayasa’yı arkadan dolanarak iğdiş etme operasyonları hariç açmacılık tarihe karıştı denilebilir.

Dile getirdiklerim elbette Karadeniz Bölgesi içindir.

Orman varlığı bir ülkenin temel zenginliklerindendir. Kendi adıyla bakanlık teşkilatı var. Dolayısıyla ormanı korumak, kollamak, kesim yaşına gelmiş ağaçları usulüne uygun olarak kesmek (Gençleştirme), yeni fidan dikmek bu bakanlığın görevidir.

2019 yılında Karasu ve Kocaali ormanlarında sıralı kesim yapıldığını öğrendim. Bir yetkili ile birlikte kesim alanlarını gezdim. Üretim ihalesi iki ayrı orman kooperatifine verilmişti. Her iki kooperatif başkanı ihale bedelini peşin olarak orman idaresini yatırdıklarını söylemişti.

Başkanların şikâyeti şuydu:

“Kestiğimiz ürünleri bölgemizde tekel olan orman ürünlerini işleme fabrikasına veriyoruz. Ancak paramızı uzun vadede parça parça alabiliyoruz. Bazen araçların akaryakıt giderleri ile çalışanların yevmiyelerini cebimizden ödüyoruz. Paramız orada duruyor.”

O gezide öğrendiğim bir başka konu da şuydu:

2019 yılı başında Türkiye’nin tüm bölgelerinde bulunan orman işletmelerine önceki yılların 4 hatta 5 katı üretim yapmaları talimatı verilmiş. Kaba bir hesaplamayla 2019 öncesi üretimlerde yıllık 5 milyon metreküp ağaç kesilirken, o yıl için 20-25 milyon metreküp ağaç kesilmesi istenmiş.

Bir kooperatif başkanı durumu şöyle özetlemişti:

“Hazine boşaldı, Maliye ağaç parasına kadar düştü!”

Ormanlar oksijen deposudur. Aynı zamanda sel kapanıdır.

2019’dan günümüze, Melen Çayı, Esmahanım Deresi ve Maden Deresi’nde meydana gelen sel felaketlerinin nedeninin ormanlardaki bu sıralı kesim olduğu şeklinde güçlü iddialar var.

İklim bilimciler sellerin bir nedeninin de küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği olduğunu söylüyor.

Ormanları gençleştirme adına kotayı kat be kat aşan ağaç kesimleri de sele davetiye çıkarıyor.

Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2021, 17:35

Karasu Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER