Gazeteciyi ihbar eden siyasetçi kim?

T54 haber sitesinin sahibi ve Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur, Sakarya eski valisi Hüseyin Avni Coş’un beklenmedik ölümünün ardından bir yazı kaleme aldı. Matur yazısında 15 Temmuz sürecinde Sakarya’da bazı gazeteciler ve gazetelere yönelik çeşitli baskı ve sindirme girişimlerinin, yine Sakaryalı bir siyasetçinin ihbarıyla hayata geçirildiğini iddia etti.

Gazeteciyi ihbar eden siyasetçi kim?

Sezai Matur’un 30 Temmuz’da kaleme aldığı dikkat çeken yazısı şöyle:

Vali Coş'un masasındaki sarı zarf

Bu akşam Vali Hüseyin Avni Coş'u kaybettik.

Sanırım Türkiye'de adı en çok tartışmalara konu olan bir Valiydi.

2014 yılında Adana'dan Sakarya'ya gelirken, hakkında çıkan haberler nedeniyle bir hayli tedirgin olmuştuk.

3 yıllık görev süresi içinde çok şey yaşadık.

Hakkında Sakarya'da görev yaptığı süre içinde de bir çok olumsuz haber yapıldı.

Eleştirilecek belki bir çok yanı vardı ama ben daha çok takdir ettiğim yönleriyle hatırlamak istiyorum.

15 Temmuz akşamı FETÖ'cü hainlerin Sakarya Valiliği'ni işgal etmesinde, Vali Coş'un FETÖ'nün Sakarya'daki yapılanmasına karşı verdiği mücadelenin etken olduğu, herkesin bildiği bir gerçek.

O gece ile ilgili bir çok şey söylenebilir ama FETÖ'cü hainlerin hedeflerindeki en önemli isimlerden birinin Coş olduğu muhakkak.

Vali Hüseyin Avni Coş darbeci askerlere ettiği hakaretler ve elindeki tüfekli çekilmiş fotoğraflarla hatırlandı uzun süre.

Darbe girişimi sonrası bir çok kişi ile ilgili FETÖ suçlaması yapılıyor, kimin başına ne geleceği bilinmiyordu.

27 Temmuz akşamüzeriydi.

Gazetede çalışırken telefonuma gelen mesajla sarı basın kartımın iptal edildiği belirtiliyordu.

Birkaç dakika içinde gazetedeki tüm arkadaşlara benzer mesaj geldiğini öğrenim.

Başımdan kaynar sular döküldü.

Hemen Vali Hüseyin Avni Coş'u aradım.

“Ankara'dan sordular, ben gerekeni söyledim. Rahat ol. Sonra konuşuruz” dedi.

Akşam saatlerinde Türkiye genelinde çok sayıda gazete, televizyon ve radyonun kapatıldığını öğrendik.

Ertesi gün Basın İlan Kurumu'nun resmi ilan hakkımızı durdurduğu bilgisi ulaştı gazeteye...

Hemen araştırmaya başladım.

Eş, dost, arkadaş, kim varsa devreye soktum.

Ortalık çok karışık.

Kimse, kimseyle ilgili devreye girmek istemiyor normalde...

Buna rağmen, yanımızda duran, en küçük bir şüpheye düşmeden bize güç veren çok değerli dost insanlar vardı.

O dost insanların her girişiminde başımıza gelenlerin altından hep aynı isim çıkıyordu.

15 Temmuz gecesi korkudan evlerinden çıkamayanlar bizim bu zor durumumuzu fırsat bilip, ellerini ovuşturmaya başlamışlardı.

O sıkıntılı günlerimizde daha sonra adının önüne 15 Temmuz'u ekleyecek olan Camili Mahallesi'nin  15 Temmuz gecesi Valilik önündeki mücadeleye katılan sakinleri olarak Vali Hüseyin Avni Coş'u ziyaret ettik.

Valilik toplantı salonundaki görüşme sonrası tüm ziyaretçilerle tek tek fotoğraf çektiren Vali Coş, benden odasına çıkmamı ve beklememi istedi.

Ne olduğunu anlayamadım ama heyecanla odaya çıktım.

Biraz sonra Vali Bey geldi.

İkimizde ayaktayız.

Bana masanın üzerindeki bir büyük sarı zarfı gösterdi.

Üzerinde "Hüseyin Avni Coş Sakarya Valisi" yazıyordu.

Benden zarfın içindeki dosyayı çıkarmamı ve bakmamı istedi.

Elimdeki kırmızı kaplı sayfanın dosyalarını açmaya başladım.

Gazetede attığımız bazı manşetler toplanmış.

Hatırladıklarım arasında SAÜ bahçesinden TÜRGEV'e yer verilmesiyle ilgili bir haber vardı.

Genel olarak AKP'ye karşı olabilecek manşetler var.

Bunun yanında benim 2011 seçimleri öncesinde CHP'den milletvekili aday adayı olduğum süreçte hazırladığım bir broşür ve o süreçte çıkan medya haberleri, 25. Dönem AKP Milletvekili Ali İnci ile birlikte bir açılışta çektirdiğimiz fotoğraf var.

Dosyada benim AKP karşıtı olduğum iddia edilirken Ali İnci'nin bana yakın olduğu ifade ediliyor. Dosyada asıl hedef benim ama Ali İnci'ye de benim üzerimden vuruluyor.

Vali Coş'a “Kim gönderdi bunu?” diye sordum...

“ASÜ” dedi.

Anlamadığımı farkedince de “ Ayhan Sefer Üstün” diye açtı.

Bu dosyayı 15 Temmuz öncesi, bizzat getirip kendisi, vermiş...

O an Ali İnci'nin 15 Temmuz öncesi bir görüşmemizde “ Ayhan seninle beni şikayet etmiş Vali'ye” diye anlattığını hatırladım.

“Peki ne istiyor?” diye sordum.

“Gazetenin kapatılmasını istiyor, senin defterini dürmemizi istiyor” dedi.

“Herşeyi yapan bu adam. Her gün arayıp bana dosyanın gereğini neden yapmıyorsun diye soruyor.” diye devam etti.

“Ne yapacaksınız?” dedim.

“Ben seni biliyorum kardeşim. Sen gazetecilik yapıyorsun. Herkes iktidarı savunacak diye bir şey yok. Namusuyla işini yapan insana ben bir şey diyemem. ASÜ'ye de uygun bir lisanla anlatacağım. Şimdilik bu zarfı ve dosyadan kimseye söz etme. Sen rahat ol” dedi.

Kapıya kadar uğurladı.

Yolcu etti.

Kapıdan çıktım...

Bu sırrı kimseyle paylaşamadım...

Ne yapacağımı bilmiyorum.

Şöyle bir çözüm buldum.

Oturdum.

Bir mektup yazdım.

Aralarında Ayhan Sefer Üstün'ün de olduğu tüm milletvekillerine gönderdim, destek istedim.

Bir şey daha yaptım.

Üstün'le ortak arkadaşlarımıza, bizi bu sıkıntılardan kurtaracak en güçlü ismin Üstün olduğunu söyledim.

Tabii başımıza çorap örenin Üstün olduğunu anlatmadım.

Onlardan Üstün'le görüşüp bizim için çaba sarf etmesini istedim.

Önce resmi ilanlarımız açıldı.

Sonra sarı basın kartlarımız iade edildi.

30 Ağustos gecesi Reisoğlu Tesisleri'nde şehit aileleri ve gazilere verilen yemekte kendisiyle karşılaştım.

Bana olanlara çok üzüldüğünü belirterek geçmiş olsun dileklerini iletti.

Gülümseyerek teşekkür ettim.

Aradan üç yıl geçti.

Ayhan Sefer Üstün, Ahmet Davutoğlu ile birlikte Gelecek Partisi kurma hazırlığı içinde.

Ben de Üstün'ün siyaset tarzını anlatıp, kurulacak partiye fayda değil zarar vereceğini yazıyorum.

Bir gün Savcılıktan arayıp ifadeye davet edildiler.

Gittim, Üstün şikâyet etmiş beni.

Yine benzer bir dosya hazırlamış.

Daha önce CHP'li olmakla suçlayan Üstün bu kez beni FETÖ ile işbirliği yapmakla suçluyor.

Genelde imzasız dosyalarla infaz yapmaya çalışan Üstün bu kez resmi bir suç duyurusu yapmış.

Savcı bey iddiaları tek tek sordu.

Ben de tek tek cevapladım.

Savcı Bey “ Ayhan Bey neden böyle bir suçlamada bulunmuştur” mealinde bir soru da sormuştu.

Ben de detaylı bir şekilde 15 Temmuz sonrası yaşadıklarımızı ve Vali Hüseyin Avni Coş'un bana anlattığı sırrı anlattım.

O güne kadar kimseye anlatmamıştım.

Adliye'den çıkınca Vali Coş'u arayıp bilgi verdim. Bana “ İyi yapmışsın. Gerekirse gelir ben de ifade veririm” dedi.

Kısa bir süre sonra Savcılık, Ayhan Sefer Üstün'ün suç duyurusuyla hakkımda başlatılan soruşturmayla ilgili takipsizlik kararı verdi.

Üstün, şimdilerde Gelecek Partisi'nde siyaset yapıyor, özgürlüklerden, insan haklarından dem vuruyor.

Vali Hüseyin Avni Coş'u kaybettik.

Biliyoruz ki, Ayhan Sefer Üstün, Vali Coş başta olmak üzere bir çok kişiyle ilgili de dosya hazırlamıştı.

İktidar partisinde siyaset yaptığı dönemde adı “ dosyacı vekile” çıkan Üstün'ün hazırladığı o dosyalardan biri de benimle ilgiliydi ve Vali Hüseyin Avni Coş'un masasında o dosyayı görmek nasip olmuştu.

15 gün kadar önceydi.

Vali Coş aradı.

Uzun uzun konuştuk.

Sakarya'yı çok özlediğini, bayram sonrası gelmek istediğini söylemişti.

Bayramda mesajlarla bayramlarımızı kutlamıştık.

Bu akşam acı haberi muhtarımız Yunus Özçelik verdi.

Çok üzüldüm.

Allah rahmet eylesin.

Kendisini toprağa vermeden, makam odasında, masasının başında paylaştığı sırrını, sırrımızı size açmak istedim.

Allah'tan rahmet, sevenlerine sabır diliyorum.

Güncelleme Tarihi: 02 Ağustos 2021, 14:17

Cihan Ersöz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şakir Şen
Şakir Şen - 2 ay Önce

Kişilik ve kimlik sorunu olan hangi alanda olursa olsun çok insan var.Bir imam veya din adamı veya sahte imam hangisi olursa olsun, bunların peşine takılanların manevrasına akıl erdirmek kolay değildir

SIRADAKİ HABER