''Biz böyle çürüdük''

''Biz böyle çürüdük''
banner189

• "Bal tutan parmağını yalar" dedik hırsızlığı mübah gösterdik.

• "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" dedik devleti soymayı mübah gösterdik.

• "Yemeyenin malını yerler" dedik dolandırıcılığı mübah gösterdik.

• "At binenin, kılıç kuşananın" dedik gaspçılığı mübah gösterdik.

• "Kol kırılır, yen içinde kalır" dedik şeyhlerin tacizini mübah gösterdik.

• "Söz gümüş ise sükut altındır" dedik ortamı yalancıya bırakmayı mübah gösterdik.

• "Komşuda pişer bize de düşer" dedik hazırcılığı mübah gösterdik.

• "Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" dedik menfaatçiliği mübah gösterdik.

• "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" dedik yalan söylemeyi mübah gösterdik.

• "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" dedik bencilliği mübah gösterdik.

• "Üzümünü ye bağını sorma" dedik haramı mübah gösterdik.

• "Köprüden geçene kadar ayıya dayı de" dedik kurnazlığı, takiyyeyi mübah gösterdik.

Sonra toplum neden bozuluyor diye oturup ağıt yaktık. Biz bozuyoruz...

KÜLTÜRümüz, GELENEĞİMİZ, ÖRFÜmüz toplumun yazılı olmayan hukuk kurallarıdır.

Hasta tavuktan sağlıklı yumurta çıkmaz, derler.

FARKLILIK

"BB (Baby Boomer) kuşağı dediğimiz 1944-1968 doğumlu insanların;

– Delinen pantolonlarına yama vurmaları,

– Yıpranan-yırtılan giysilerini onarmaları,

– Sökülen ayakkabılarını dikmeleri ve köșgerde pençe vurdurmaları,

– Patlayan futbol topunu sağlamlaştırmaları,

_ Çabuk kirlenen ve bu sebeple sık sık yıkanan ve çabuk eskiyen gömlek yaka ve kollarını ters-yüz ettirmeleri,

– Bozulan radyoyu tamir ettirmeleri, sırf yoksulluktan değildi. Sadece tutumluluktan da değildi.

Onlar bunları yapmakla, kendinden sonraki nesile çok önemli bir mesaj veriyorlardı. Onlara;

– Eşleriyle araları açıldığında, alternatiflere yönelmeden aralarını düzeltmelerinin mümkün olduğuna,

– Çocuklarıyla aralarına kara kediler girdiğinde bu durumun vakit geçirmeden telafi edilmesinin gerekliliğine,

– Arkadaşlarıyla, komşularıyla, dostlarıyla bağları koptuğunda; yenilerini aramakla vakit kaybetmeyip, aralarındaki bağları tekrardan kuvvetlendirmenin kaçınılmaz olduğuna müthiş bir örnek olması için, onların böyle bir yetenek geliştirmeleri için onlara “prototip” yani örnek olmaya da çalışıyorlardı.

Yani bir yandan yeni neslin;

– Onarıcı,

– Telafi edici,

– Tamir edici,

– “Arabulucu” özellik kazanmasına önayak oluyorlardı.

Onların bu çabalarının “çaresizlikten”, yokluktan, fakirlikten, cimrilikten ileri geldiğini düşünen 1968-2000 kuşağı olan “X” ve “Y” nesli, bu sinyali alamadı. “Z” jenerasyonu da bu atıcı, değiştirici, vazgeçmeye hazır, çabuk sıkılan neslin özeti olarak hayata girdiler.

Bu nedenle yeni kuşak nesil;

- Aşırı alıngan,

- Aşırı özgürlükçü,

- Kendisinin ne kadar verdiğini değil de, ne kadar aldığını önemseyen,

- Eşiyle bozuştuğunda,

- Arkadaşıyla atıştığında,

- Komşusuyla kavga ettiğinde, ortamı yumuşatmayı, aralarını düzeltmeyi, barışabilmeyi düşünemediğinden, beceremediğinden onları “değiştirmeyi” seçmek gibi stratejik bir hatanın içine düşebiliyor.

Söz gelimi;

– Bana arkadaş mı yok?

– Başka komşu mu yok sanki.

– Hiç dert değil, elimi sallasam ellisi.

– Küserse küssün

gibi “sanal efelik” taslayarak fıtratını bozabilmektedir.

Bu nedenle önceki kuşak onlar için “Nereden türedi bu nesil?” diyerek hayretini ifade etmek zorunda kalabiliyor. Yani onların beceriksizliğine vurgu yapıyor.

Galiba;

“Tamirciliği” unutan yeni kuşağı gelecekte zor günler bekliyor.

Bu yazıyı güzel mirası için 1944-1968 doğumlulara ve tamirciliği unutan, hazıra alışan, vermekten çok almayı önemseyen herkese hatırlatmanız dileğiyle.

Karasu Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER