banner181

Kocaali’de yaşananların özeti: Yanlışlar doğruları süpürdü!

Bölgemizde miras kavgaları yüzünden işlenmiş cinayetlerin dosyaları adliyelerin tozlu arşivlerinden çıkarılıp sergilense, sanırım kamyonlar dolusu malzeme çıkar. Kardeşini, babasını, annesini, oğlunu, yeğenini gözünü dahi kırpmadan katledenleri biliyoruz.

Kocaali’de yaşananların özeti: Yanlışlar doğruları süpürdü!

   Fındık hasadı döneminde bölgemize dışarıdan işçiler gelir. Bundan 50 yıl önce Balıkesir ve Manisa’dan  işçi talebinin yüksek olduğunu çoğu kişi hatırlar. Güneydoğu illeri ve Kars’tan işçi gelişinin tarihi çok da eski değildir.

   Toplama sezonunun başladığı Ağustos ayından itibaren, özellikle Güneydoğu illerinden minibüsleri tıklım tıklım dolduran işçiler (Kadın-çoluk-çocuk) Karasu ve Kocaali girişindeki boş arazilere çadır kurar ve Eylül sonuna kadar buralarda barınırlardı. Su yok, tuvalet yok, banyo yok!

   Şimdi Kocaali’nin iki mahallesinde ayrı zamanlarda meydana gelen Kürt kökenli işçilere yönelik olayları yeteri kadar araştırmadan sayfalarına taşıyan il basını arşivlerini karıştırırsa, mevsimlik işçilerin insanlık dışı yaşamını defalarca haberleştirdiğini görecektir.

   Söz konusu olaylar basına konu olduğu günden itibaren bu güne kadar tek kelime etmedim.  Sosyal medyada ilçe basınının Kocaali’deki olaylara sessiz kaldığı eleştirilerine de kulak asmadım. Yaptığım iş bu olayları araştırıp gerçek bilgiye ulaşma çabasıydı.

   Güneydoğulu işçilere saldırı olayının yaşandığı Kocaali’deki iki yerleşmeden bir tanesi benim doğduğum ve çocukluğumun geçtiği Selahiye… (Önceden köy derdik, şimdi sihirli bir elin değmesiyle mahalle olduk ve başımız göğe erdi!)

   Diğeri ise Melen kıyısında kurulu Köyyeri… Muhtarı yıllardır Karasu’da av bayiliği yapan bir arkadaşımız.

   5 ve 6  Eylül günleri Selahiye’den komşu ve arkadaşlarımı arayıp yaşananları anlatmalarını istedim. Bazıları haberi benden duydular. Biraz hafızasını yoklayanlar saldırı olayının 22 Ağustos Cumartesi günü aile arasında yaşandığını ve kayda değer bir durum görmedikleri için ilgilenmediklerini aktardılar.

   Özeti şu: Ağabey ve kız kardeş babadan kalma fındık bahçesi ile ilgili bir miras anlaşmazlığına düşmüşler ve iki taraf bunu mahkemeye taşımış. Dava sürüyor. Ağabey o gün fındık bahçesinde işçilerin çalıştığını öğrenince yakınlarıyla birlikte gidip müdahale ediyor. Kız kardeşi ve eniştesi ile arasında tartışma çıkıyor. “Toplamayı bırakın” uyarısı alan işçiler iki arada bir derede kalıyor. Sonuçta ağabey hıncını davalık olduğu kız kardeşi ve eniştesi yerine işçilerden almaya kalkıyor. Sonrası zaten basında yer aldı. Mahallenin eski muhtarı ve ağabeyin yakını da olayı böyle özetledi.

   Yaşanan müessif olaya sebebiyet veren ağabey ve ailesiyle yıllarca komşuluk yaptık. Yaşıtız ve arkadaşımdır. Ancak işçilerin üzerine araba sürmenin, hakaret etmenin kesinlikle kabul edilebilir bir yanı yok. Sonuçta jandarma gelmiş ve işçiler güvenlik güçlerinin eşliğinde memleketlerine dönmüşler.

   Olayın bir yüzü bu. Diğeri ise 4 Eylül’de Köyyeri Mahallesi’nde yaşanan işçilere saldırı görüntü ve haberlerinin basında yer almasıyla ateşlenen bilgi kirliliği.

   Valilik ilk anda güvenlik kayıtlarına konu hakkında bir bilgi geçmediğini söylüyor. Gerekli araştırma yapılmadan “Kürt kökenli işçilere saldırı yok” şeklinde yapılmış bir açıklama. (Artık böylesi tutumlara alıştık. Tam bir örtbas etme refleksi!)

   Hâlbuki Valilik basit bir incelemeyle her iki mahallede yaşanan durumların birbirine karıştırılmasını önleyebilirdi.

   İkincisi il ve ulusal basının net bilgilere ulaşmadan durumu rastgele okuyucuya aktarması. Nitekim aradan geçen üç gün sürede basının bir gün önce yaptığı haberi ertesi gün düzeltmeye çabaladığını gördük.

   Üçüncüsü ise; özellikle Selahiye’deki olayın aile arasındaki bir miras davasından kaynaklandığı bilgisi gözden uzak tutularak, bunun doğrudan Kürt kökenli işçilere saldırı amacı taşıdığını iddia eden paylaşım ve açıklamalar.

   Bölgemizde miras kavgaları yüzünden işlenmiş cinayetlerin dosyaları adliyelerin tozlu arşivlerinden çıkarılıp sergilense, sanırım kamyonlar dolusu malzeme çıkar. Kardeşini, babasını, annesini, oğlunu, yeğenini gözünü dahi kırpmadan katledenleri biliyoruz. Sınırdaki kızılcık ağacının gölgesi için ağabeyini bıçaklayarak öldürenin mahallesi, şimdi olaylarla anılan iki mahalleye eşit uzaklıktadır. Bilen biliyor.

   Bu duruma Türkiye’de uygulanan ‘ kız kardeşleri mirastan mahrum bırakma veya sembolik bir payla susturma geleneğini ekleyin, ne demek istediğim anlaşılır.

   Dolayısıyla, fındık bahçesinden ayrılması istenen işçiler Balıkesirli olsaydı da durum değişmeyebilir ve o müessif olay yaşanabilirdi. Artık biliyoruz ki, mirasa konma hırsı bazı gözleri kör edip vicdanları karartıyor.

   Bu nedenle, özellikle Selahiye’deki durumu ırkçı bir saldırı diye nitelemek bana biraz insafsız ve başka amaçlara hizmet etme çabası gibi görünüyor.

   Baştan belirttim; hangi gerekçeyle olursa olsun böyle bir saldırı asla kabul edilemez. Selahiye veya Köyyeri hiç fark etmez. Sorumluları hakkında gereken mutlaka yapılmalı. Olaylar da mekân-zaman-neden ilişkileriyle açıkça ortaya konulmalı. Valiliğin yaptığı gibi “Böyle bir olay yaşanmamıştır” şeklindeki yaklaşımla değil.

   Doğru olan binlerce kilometre uzaktan minibüslere sıkış tepiş binen bu ülke insanlarının üç kuruş yevmiye uğruna yıllardan beri çektikleri çilenin nedenlerinin sorgulanmasıdır.

   Bizim bunu yapma irademiz ve cesaretimiz hiç olmadı. Becerip gerçeklerle yüzleşebilseydik bu noktalara gelmezdik.

   Bu güne kadarki tavırlar “Vah vah, çok yazık!” deme sınırını bir türlü aşamadı. Vali Beyin Gümüşoluk’da Güneydoğulu işçilerle fındık toplama görüntüleri de iyi niyetli bir gösteriden öteye geçmez. Sadece yanıp bitmiş ormanın küllerine güğümle su dökmek olur, o kadar!

   Sorunun özünü kavramadan ortaya konulan anlık çabalar, doğru ile yanlışı birbirine dolandırıp işte böyle karmakarışık hale getirir. Dileyen bunu kendi çıkarına uygun şekilde kullanmaya kalkar.

   Olan biten de budur!

Güncelleme Tarihi: 07 Eylül 2020, 17:29

Cihan Ersöz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Adnan Yıldız
Adnan Yıldız - 2 hafta Önce

Irkçı saldırı diye yorumlayanlar;
Çalışanların sigortası yok diye neden ayağa kalkmadınız?
Çalışanların günde 12 saat çalışmasını neden gündeme getirmediniz?
Çalışan çocuk işçilerin hakkını neden aramadınız?
Yasalarda 6 gün çalışan, 1 gün maaşlı izinli sayılır maddesine neden uymadıklarını sorguladınız mı?
Varsa yoksa, yevmiye kaç para olmalı? Fındığa destek verildiği gibi, 1500 km öteden gelene de bir yol desteği vermeyı neden düşünmediniz?
İşte asıl ırkçı siźsiniz, Hastirin ordan!

Muhsin Beneklitaş
Muhsin Beneklitaş - 1 hafta Önce

Vatandaşlarımız miras paylaşımı konusunda hukuka güvenmelidir.
Tapu Kadastro Müdürlüklerinde görevli olan memurlarımızdan veya bu konu da uzman bir Avukat'dan bilgi alabilirler.
Miras için tartışmak,kavga etmek son derece yanlıştır. Her varis hakkına razı olmalıdır.Açgözlük yapılmamalıdır.işçileri kovmak gibi eylemlerin ırkçılıkla alakası olduğuna inanmıyorum.Büyük bir ihtimalle,Çıkar için mirasçılar birbirleriyle inatlaşarak misilleme yapıyorlardır
Arazi Taksim konusunda kıstaslar getirilmiştir,(Bölünemez bütünlükte araziler gibi)ancak yeni düzenlemelere gereksinme vardır.Çözüm olarak ;
1- Tarla, tarla taksim yapılabilmelidir ve taksimi veya ifrazı yapılacak taşınmazlar, kişi başına en az 5000 m2 olacak şekilde yasalarımızda düzenlemeye gidilmelidir.Nisbeten aileler arası tartışma azalabilir.

SIRADAKİ HABER